(2004 S. K. m. 67) (818 S. K. m. 19)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, kendisinin doktor olduğunu, esasen davalıya ait olan polikliniğin kendi adına açılmasına rıza gösterdiğini, kendisi adına ruhsat alınarak açılan ve ancak gerçekte davalıya ait olan polikliniğinin işlerini yürütmesi için davalıya vekaletnamede verdiğini, ancak davalının fiş/fatura kesmemesi nedeniyle vergi dairesince takibat yapıldığını, haciz baskısı sonucu vergi dairesine, 23.3.2007 tarihinde 53.321,00 YTL ödemek zorunda kaldığını, ödediği bu bedelin davalıdan tahsili için yaptığı icra takibine itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptalini istemiştir.
Davalı, davacı iddiasının ve davanın konusunun ahlak ve adaba aykırı bulunduğunu, muvazaa iddiasının dinlenemeyeceğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, bir başkası adına açılan işyerinin farklı şahıs tarafından işletilmesinin kanuna aykırı olduğu bu olayın BK.nun 19/2. maddesi uyarınca ahlaka aykırı fiil niteliğinde bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, bu davada ruhsatı kendi adına bulunan ve gerçekte davalıya ait olan poliklinikte davalı tarafından fiş-fatura düzenlenmemesi sonucu vergi dairesince ettirilen miktarı kendisinin ödemek zorunda kaldığını ileri sürerek bu miktarın tahsiline yönelik itirazın iptalini, istemiştir. BK.nun 19/1. maddesinde tarafların akdin konusu yasanın gösterdiği sınırlar içinde serbestçe tayin edebilecekleri belirtilmiş, ayni yasanın 19/2 maddesinde ise kanunun kesin olarak emrettiği hukuki kurallara veya kanuna aykırılık; ahlaka (adaba) veya umumi intizama yahut şahsi hükümlere müsteallik haklara aykırı olmadıkça, iki tarafın yaptığı muamelelerin muteber addolunacağı hükme bağlanmıştır.
Davacı, iddiası incelendiğinde, olayın ahlak ve adaba aykırı bir yönünün bulunmadığı anlaşıldığı gibi bir şahsa ait olan polikliniğin ruhsatının başkası adına düzenlenmesine engel bir yasal düzenleme bulunmadığı anlaşılmaktadır. Olayda kamu düzenine aykırı bir durumda yoktur. Hal böyle olunca işin esasına girilip hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, yanlış nitelendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 16.02.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy