(1136 S. K. m. 34, 38) (818 S. K. m. 101, 325, 390)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı atiye terk edilen davalılar hakkında karar verilmesine yer olmadığına diğer bölümler yönünden kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, avukat olduğunu, iki ayrı ücret sözleşmesi ile davalı kooperatifin vekilliğini yürüttüğünü, davalının kendisini 16.9.2005 tarihli azilname ile haksiz olarak azlettiğini, takip ettiği davalar ile 2.1.2005 günlü hukuk danışmanlığı sözleşmesinden kaynaklanan yıllık hukuk müşavirliği ücretinin ödenmediğini belirterek 49.423,60 YTL. nın tahsilini istemiştir.
Davalı, davacının vekalet görevi devam ederken kooperatifin eski yöneticileri hakkında açılan ceza davasında eski yöneticilerin vekilliğini üstlendiğini, davacı avukatın kendilerine yardımcı olmadığını, azlin haklı olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, atiye terk edilen taleple ilgili olarak karar verilmesine yer olmadığına 27.922.00 YTL. nın davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davalı, eldeki davada, davacı avukatın ceza davasında yargılanan kooperatifin eski yöneticilerinin vekilliğini üstlendiğini belirterek azlin haklı olduğunu savunmuştur. Mahkemece davalının bu savunması üzerinde durulmamıştır.
Avukatların yüklendikleri görevleri, bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmeleri ve avukatlık ünvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun davranmaları, aynı işte menfaati zıt olan tarafların ikisinin birden vekaletini üstlenmemeleri Avukatlık Kanununun 34 ve 38. maddelerinin hükmü gereğidir. Oysaki davacı avukatın davalıyla olan vekalet sözleşmesi devam ederken, bir başka deyişle azledilmeden önce davalı kooperatifin eski yöneticileri aleyhinde açılan ceza davasında eski yöneticilerin vekili olarak görev yapması, bunun kooperatifin hak ve menfaatleri ile çelişmesi halinde davacının haklı nedenle azledildiğinin kabulü zorunludur. Bu itibarla öncelikle, davalının savunmasında bahsi geçen ceza dava dosyası getirtilerek ceza davasının tarafları, davalı kooperatifin davada müdahil olup olmadığı, davacının sanık olarak yargılanan kooperatifin eski yöneticilerinin vekil olarak görev yapıp yapmadığı, bunun kooperatif menfaatleri ile çelişip çelişmediği belirlenmeli, davalının savunmasında bahsi geçen bu hususun doğru olduğunun anlaşılması halinde de davacının haklı olarak azledildiği kabul edilerek sözleşmeleri ile bağlı kalınmaksızın davalının vekil olarak sarfettiği emek ve mesaisi göz önüne alınarak bir ücret takdir edilmelidir. Mahkemenin değinilen bu yönü göz ardı ederek yazılı şekilde hüküm kurmuş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
3- Taraflar arasında 2.1.2005 tarihinde düzenlenen Hukuk Danışmanlığı sözleşmesi ile davacı avukata yıllık net 15.000,00 YTL. ücret ödeneceği kararlaştırılmıştır. Davacı avukat 16.9.2005 günlü azilname ile azledilmiştir. Davacı, haksız azil nedeniyle 2.1.2005 günlü sözleşme uyarınca dönem sonuna kadar olan ücretin tümünü istemektedir. Kural olarak davacı avukatın haksız olarak azledildiğinin anlaşılması halinde kararlaştırılan ücretin tamamının ödenmesi gerekir. Ne var ki davacı avukat 16.9.2005 günü azledilmiş olup, bu tarihten sonra vekalet görevi sona erdiği için 16.9.2005 gününden sonra davalının vekalet görevini yürütmemesinden dolayı tasarruf ettiği yahut diğer bir iş ile kazandığı ve kazanmaktan kasden imtina ettiği gelirin mahsubu BK. 325 ve 390. maddeleri hükmü gereğidir. Mahkemece değinilen bu yön gözetilerek bu hususlarda taraflardan diyecekleri ve delilleri sorulup alınarak ve gerekirse bu hususta bilirkişiden ek rapor alınmak suretiyle hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde dönem sonuna kadar olan ücretin tamamına hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
4- Davacı 12.3.2007 tarihli duruşmada, vekalet ücreti isteğine esas olan takip ettiği dava dosyalarından halen derdest bulunanlardaki vekalet alacağını atiye terk ettiğini bildirmiştir. Davacının bu talebi gerek sözleşmeden kaynaklanan ve gerekse karşı yan aleyhine hükmedilecek vekalet ücretlerini kapsamaktadır. Bu itibarla halen derdest bulunan K... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/70 esas sayılı dava dosyası ile K... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/520 esas sayılı dava dosyalarından dolayı eldeki dava ile her hangi bir ücret talebinde bulunması mümkün değildir. Mahkemece, davacının talebinin yanlış değerlendirilmesi sonucu anılan dava dosyalarından sadece karşı taraf aleyhine hükmedilecek vekalet ücretlerinin atiye bırakıldığı kabul edilerek bu dava dosyalarından sözleşmeye göre vekalet ücretine hükmedilmiş olması da usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
5- Davacının vekalet ücreti istediği dava dosyalarından olan K... 2 Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/112 esas sayılı dava dosyasından dolayı talep edilen ücretin faiz başlangıcı olarak açılan dava dosyasının karar tarihi olan 9.12.2003 tarihi kabul edilmiş ise de, davacı avukatın vekalet ücreti alacağının bu tarihte muaccel olduğu ve ancak davalının BK.nun 101. maddesi uyarınca bu tarihte temerrüdünün oluşmadığının kabulü gerekir. Bir başka deyişle muaccel olmuş vekalet ücretine faiz yürütülmesi için davalı müvekkilin BK.nun 101. maddesi anlamında ihtarname çekilerek temerrüde düşürülmesi zorunludur. Bu itibarla, davalının 9.11.2005 tarihinde tebliğ edilen 14.10.2005 tarihli ihtarla verilen süresin geçmesi ile temerrüde düştüğü kabul edilerek bu kalem alacak için faiz başlangıcının belirlenecek tarih olduğunun kabulü gereklidir. Mahkemece değinilen bu yön göz ardı edilerek K... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/112 esas sayılı dosyasından dolayı hükmedilen ücrete 9.12.2003 tarihinden itibaren faiz yürütülmesi de usul ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, (2), (3), (4) ve (5) bentler uyarınca temyiz olunan hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 11.02.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy