(2004 S. K. m. 67) (1086 S. K. m. 10) (818 S. K. m. 37)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı avukat olduğunu, davalının vekili olarak İstanbul 4 ve 8. Ticaret Mahkemelerinde görülen davaları takip ettiğini, ancak davalının kendisini 9.1.2006 tarihinde haksız olarak azlettiğini, vekalet akdinin ifa edildiği yerin İstanbul olduğunu, vekalet ücretini ödemeyen davalının icra takibine de haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptalini istemiştir.
Davalı zamanaşımı süresini dolduğunu, mükerrer takip bulunduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davalının ikametgahının Gaziosmanpaşa olduğu, icra takibinde yetkiye de itiraz edildiği ve yetki itirazının yerinde bulunduğu, itirazın iptali davası açma koşulları bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın vekalet ücret sözleşmesinden kaynaklandığı uyuşmazlık konusu değildir. Davacının İstanbul 8. İcra Müdürlüğünde vekalet ücretinin tahsili için yaptığı icra takibine davalının diğer hususlarla birlikte yetki yönünden de itirazda bulunduğu, açılan davada da mahkemece yetkisizlik nedeniyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Davalının davacıyı Beşiktaş 1. noterliğinde düzenlenen vekaletname ile vekil tayin ettiği ve davacının vekil olarak İstanbul 4 ve 8. Ticaret Mahkemelerindeki davaları takip ettiği ve davacının İstanbul Mahkemelerinin yetki sınırları içinde oturduğu da dosya kapsamı ile sabittir. HUMK'un 10. maddesinde davanın mukavelenin icra olunacağı yer mahkemesinde de açılabileceği hükme bağlanmış olup BK'nın 73/1. maddesinde de borcun bir miktar paradan ibaret olması halinde tediyenin alacaklının verme anında mukim bulunduğu yerde vuku bulunacağı da hükme bağlanmıştır. Tüm bu olgular birlikte değerlendirildiğinde davacının yetkili icra dairesinde icra takibi yaptığı gibi yetkili mahkemede de dava açtığının kabulü gerekir Mahkemece değinilen bu hususlar gözetilerek işin esasına girilip hasıl olarak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 07.07.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy