(5488 S. K. m. 3, 19)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, 339, 366, 372, 400, 447, 448, 516 parsel numaralı taşınmazların anneleri Havi İpek'ten veraset yoluyla kendisine ve davalıya intikal ettiğini, davalının kendisine verilen vekaletnameyi kötüye kullanarak taşınmazlar üzerinde haksız ve yersiz olarak hak sağladığını, ayrıca 339 parsel numaralı taşınmazı a dava dışı Alaattin Bahadır'a sattığını, açtığı tapu iptal ve tescil davasının lehine sonuçlandığını, davalının bu taşınmazlardan dolayı 5 yıldır doğrudan gelir desteği aldığını, doğrudan gelir desteği ve 339 parselin başkasına satılmasından dolayı 7000 YTL alacağı bulunduğunu ileri sürerek 7000 YTL'nin faiziyle birlikte tahsilini istemiştir.
Davalı, dava konusu taşınmazlarla ilgili olarak açılan davalar nedeniyle masraflar yaptığını, aldığı doğrudan gelir desteğini mahkeme masraflarında kullandığını, davacının taşınmazlardaki 1/8 hissesini vermeye hazır olduğunu, davacının hakkını inkar etmediğini savunmuştur.
Mahkemece, dosyaya getirtilen tapu kayıtlarına göre davacının hisse sahibi olmadığı davacının alacaklı olduğunu kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Eğil Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/103 Esas sayılı davasında dosyamız davacısı Hüseyin İpek'in 339, 366, 372, 400, 447, 448 ve 516 parsel numaralı taşınmazların annelerinden miras yoluyla kaldığını, davalı Hanefi'nin doğrudan gelir desteğini alması için verilen vekaletnameyi kötüye kullanarak taşınmazları davalı oğlu Mehmet Barış 2008/3645-5290 İpek'e devrettiğini iddia ederek 19.10.2005 tarihinde tapu iptal ve tescil talep ettiği, yargılama sonunda 339, 366, 372, 400, 447, 448 ve 516 parsel numaralı taşınmazlarda Mehmet İpek Barış'a yapılan satışın veraset ilamında belirtilen davacı hissesi oranında iptaline ve aynı oranda davacı adına tesciline karar verildiği ve kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği anlaşılmaktadır. Eğil Asliye Hukuk Mahkemesinin anılan kararı 30.11.2006 tarihinde kesinleşmiş olup, davacının bu mahkeme kararıyla taşınmazlarda veraset ilamındaki oranda hissedar olduğunun kabulü zorunludur.
Bu itibarla getirtilen tapu kayıtlarında davacının hisse sahibi olarak görünmemesinin olaya etkisi olmadığı gibi, bu hisselerin davacı tarafından sonradan başkasına satıldığı da dava tarafından savunulmamıştır. Nitekim davacının temyiz dilekçesine eklediği tapu senetlerinde de davacı hissedar olarak görülmektedir. Öte yandan davalı duruşmada davacının hissedar olduğunu, doğrudan gelir desteğini 3 yıl süresince aldığını kabul etmiş bulunmaktadır. İlçe Tarım Müdürlüğü de davalının 2003, 2004, 2005 yıllarında doğrudan gelir desteği aldığını, 2006 yılında da davalının oğlu Mehmet Barış İpek'in doğrudan gelir desteği için müracaat ettiğini bildirmiştir. Bu nedenle davalı 3 yıl aldığı doğrudan gelir desteğinden davacının hissesine düşen miktarı davacıya iade etmekle yükümlü olduğu gibi dava dışı Mehmet Barış İpek'in 2006 yılında aldığı doğrudan gelir desteği var ise bundan da davacının hissesine düşen miktarı ödemekle yükümlüdür. Ayrıca davalının taşınmazları 26.8.2005 te dava dışı oğlu Mehmet Barış İpek'e devrettiği ve Mehmet Barış İpek'inde 339 parsel numaralı taşınmazdaki 7/48 hisseyi 28.9.2005 tarihinde dava dışı Alattin Bahadır'a sattığı da dosya kapsamı ile sabittir. Satılan bu hissede davacının da payı var ise davalı Hanefi İpek bundan da sorumludur. Mahkemece değinilen bu hususlar gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 14.04.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy