(6100 S. K. m. 371)
DAVA: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde Davalılar vekili avukat …. geldi, davacı tarafından gelen olmadığından duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR: Davacı, davalı hastanede, davalı Dr. …… tarafından gözlerinin lazer ameliyatına uygun olduğuna ikna edilerek, ameliyata alındığını ameliyat sırasında sağ göz ameliyatında hatalar neticesi ameliyatı yarıda kesip sol göz ameliyatını yaptığını, sağ göz ameliyatını daha sonraki bir tarihe erteleyip ameliyat yaptığı halde gözünün görme yeteneğini kaybettiğini ileri sürerek 31.390,00 YTL. maddi 10.000,00 YTL. manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, operasyon sırasında flep yırtılması meydana geldiğini, bu nedenle flebe dikiş atılarak daha sonraki bir tarihte ameliyat yapılmasına karar verilip, diğer gözün ameliyatına devam edildiğini, flep yırtılma sebebinin hastanın kendisine gereğinden çok kasması neticesinde vakum boşalmasından kaynaklandığını, kusurlarının bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkeme, davacının …….. Tıp Araştırma Ürünleri Ticaret limited şirketi müdürü ve sahibi olduğu dolayısı ile tıbbi bilgi sahibi olduğu, ameliyat için gerekli rızası olduğuna dair belgeyi imzaladığı, Adli tıp raporuna göre de flep kopmasının bu tür ameliyatlarda rastlanan bir durum olduğu belirtilerek davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, doktor hastasına uygun tedaviyi tavsiye etmek ve gerekli her türlü tedbirleri düşünüp, alarak işi yapmak ve tamamlamak zorundadır. Özellikle, müdahale sırasında ameliyat tekniğinin, halin icaplarının, gerektirdiği bütün önlemleri almalı, bu tip sonuçlar nadirde görülebilecekse hastayı aydınlatıp uyarmalı ve onun rızasını muhakkak surette almalıdır. Ameliyatta rizikoları; muhtemel hasıl olacak sonuç ve komplikasyonlar hakkında yeterli derecede davacının aydınlatıldığı ve ona rağmen ameliyata bilerek rıza gösterdiği davalı tarafından kanıtlanması gerekir. Davacının tıbbi araç gereçlerle ilgili işte söz sahibi olması, her bir dalının bile kendi içerisinde ayrı uzmanlık gerektiren tıp ilminin bütün konularına vakıf olduğunu göstermez. Bu nedenle mahkemenin buna yönelik gerekçesine katılmak mümkün değildir. Ayrıca ameliyat için rıza alınmış olması bu rızanın aydınlatılmış rıza olduğunu göstermez. Dolayısı ile aydınlatılmış bir rızadan bahsedilemez. Hastanın aydınlatıldığının ayrıca doktor tarafından kanıtlanması gerekmekte olup, davalı doktor, davacı hastasını muhtemel rizikolara karşı aydınlattığını kanıtlayamamıştır. Öyle olunca hukuken geçerli bir rızadan bahsedilemeyeceğinden, mahkemece tarafların tazminatın kapsamı konusunda delilleri toplanıp sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmesi usule ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın açıklanan nedenlerle davacı yararına (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 16.09.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)