(818 S. K. m. 392) (1086 S. K. m. 438)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı Ömer avukatınca duruşmalı diğer davalı Murat ve davacı avukatınca duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı Murat vekili avukat ile davacı vekili avukat gelmiş, diğer davalı tarafından gelen olmadığından onun yokluğu da duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, davalılar ile ortak murisleri babalarının 08.03.2001 tarihinde vefat ettiğini, murislerinden kalan malların satılmasını temin amacı ile davalı kardeşi Ömer'e 05.12.2001 tarihinde Üsküdar 3. Noterliğinden vekaletname verdiğini, davalı kardeşi Ömer'in, verdiği vekalet görevini kötüye kullanarak taşınmazlardaki hissesini el ve işbirliği içinde olduğu diğer davalı kardeşi Murat'a 08.01.2002 tarihinde devrettiği halde satış bedelinden hissesini ödemediklerini, davalıların taşınmazın bugünkü değerinden sorumlu olduklarını belirterek, taşınmazlardaki hisse bedeli olan toplam 56.751 YTL'nin satış tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiştir.
Davalılar davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davalılar Nezaket ve Cavide hakkındaki davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, Davalı Murat ve Ömer aleyhine acılan davanın kabulü ile 56.751 YTL'nin dava tarihinden yasal faizi ile davalı Murat ve Ömer alınmasına karar verilmiş; hüküm, davacı ile davalı Ömer ve Murat tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalıların tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Taraflar arasındaki ilişki vekalet akdinden kaynaklanmaktadır. BK. Md. 392 uyarınca; vekil edenin istemi üzerine, gördüğü işin hesabını vermek ve vekillik nedeniyle, her ne ad altında olursa olsun, almış olduğu nesneyi vekil edene ödemekle yükümlüdür. Vekil, kendinde alıkoyduğu paranın faizini de ödemek zorundadır. Öyle olunca mahkemece tahsiline karar verilen alacağa, paranın davalı tarafından alındığı 08.01.2002 tarihinden itibaren faiz yürütülmesine karar verilmesi gerekirken, dava tarihinden faiz yürütülmesine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. Ne var ki yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK. 438/7. maddesi hüküm uyarınca mahkeme kararının aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerden dolayı davalıların tüm, temyiz itirazlarının reddine, 2. bent gereği mahkeme ilamının hüküm bölümünün 2 nolu bendinde yer alan 15.12.2006 kısmının hükümden çıkartılarak yerine 08.01.2002 sözlerinin eklenmesine, mahkeme kararının bu şekilde düzeltilmesine ve iş bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, aşağıda dökümü yazılan 2.406,54 YTL kalan harcın Murat Özyurt'tan alınmasına, 2.406,54 YTL kalan harcın Ömer'den alınmasına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 550 YTL duruşma avukatlık parasının davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, 17.09.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy