(1086 S. K. m. 4, 7) (4721 S. K. m. 706) (818 S. K. m. 213) (2644 S. K. m. 26) (1512 S. K. m. 60)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı nedenlerden dolayı dava dilekçesinin görev yönünden reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, davalı müteahhitten inşa edilmekte olan 24 nolu daireyi satın aldığını, tüm edimlerini yerine getirmiş olmasına rağmen, davalının inşaatı tamamlayarak daireyi teslim edemediğini ileri sürerek dava tarihine kadar oluşan fazla hakları saklı kalarak 5.000. YTL kira kaybının ödetilmesini istemiştir.
Mahkemece, tensiple birlikte taraflar arasındaki sözleşmenin geçersiz olması nedeni ile, genel mahkemenin görevli olduğu açıklanarak, mahkemenin görevsizliğine, talep halinde görevli ve yetkili sulh hukuk mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Mahkemenin de kabulünde olduğu gibi, uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülebilmesi için, taraflar arasında geçerli bir sözleşmenin bulunması gereklidir. Dava konusu olayda davacının, davalının yüklenici sıfatıyla imzaladığı harici sözleşme ile mülkiyeti Küçükçekmece Belediyesi'ne ait belediye tarafından toplu konut yapacak kooperatiflere tahsis edilmek suretiyle .......... Konut Kooperatif Birliği'ne tahsisli taşınmazda 24 nolu dairenin davacıya satıldığı anlaşılmaktadır.
Tapuda kayıtlı taşınmazların satışının, MK. 706, BK. 213, Tapu K. 26 ve Noterlik K. 60. maddeleri gereğince resmi şekilde yapılması zorunlu olup, haricen düzenlenen satış sözleşmeleri hukuken geçersizdir. Ancak müteahhidin, arsa sahibi ile imzalamış olduğu kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince kendisine düşen daireleri, resmi olmayan ancak yazılı bir sözleşme ile üçüncü kişiye satması halinde ise, alacağın temliki söz konusu olduğundan, buna göre yapılan taşınmaz satış sözleşmelerinin de geçerli olduğu, Yargıtay uygulamaları ile kabul edilmektedir.
Dava konusu olayda ise, üzerine bina inşa edilen taşınmazın tapu kaydının dava dışı Kocaeli Belediyesi'ne ait olduğu ve toplu konut kapsamında inşaat yapıldığı harici sözleşme içeriğinden anlaşılmaktadır. Ancak, davalı müteahhitle dava dışı arsa sahibi arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesinin mevcut olup olmadığı anlaşılamamaktadır. Davada tüketici mahkemesinin görevli olup olmadığına karar verilebilmesi için, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin geçerli olup olmadığının kesin olarak belirlenmesi zorunlu olduğundan, mahkemece, satışa konu olan bağımsız bölümün bulunduğu taşınmazın tapu kaydı incelenerek, tapu kaydının gerçekten belediye adına olup olmadığı, söz konusu taşınmaz nedeniyle davalı tarafından imzalanmış kat karşılığı inşaat sözleşmesinin mevcut olup olmadığı, mevcutsa satış konusu dairenin, inşaat sözleşmesinde müteahhide düşen yerlerden olup olmadığı araştırılarak bunun sonucuna göre ve sözleşmenin geçerli olup olmadığının kesin olarak belirlenmesinden sonra mahkemenin görevli olup olmadığına karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2- HUMK'nun 8. maddesinde yapılan değişiklikle 21.07.2004 tarihinden itibaren Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görev sınırı 5.000.000.000. Lira olarak belirlenmiştir. 4. maddesinde de Alacağın bir kısmı dava olundukta, eğer son kısım ise, mahkemenin vazifesini tayinde müddeabihin kıymetine bakılır. Son kısım olmadığı ve alacağın tamamı da münazaalı olduğu takdirde alacağın tamamı nazarı itibare alınır. Alacağın tamamı münazaalı değilse, dava olunan kısma bakılır hükümlerine amirdir. Mahkemece yukarıda açıklanan şekilde yapılan araştırmalardan sonra, taraflar arasındaki sözleşmenin geçersiz olduğunun anlaşılması halinde de, davacının dava dilekçesinde fazla haklarını saklı tutarak 5.000. YTL talep ettiği dikkate alınarak, alacağın saklı tutulan miktarının ne olduğu, toplam talep tutarının ne miktar olduğu hususları araştırılarak, talep miktarına göre, Sulh ya da Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde fazla hakkın saklı tutulduğu gözetilmeksizin Sulh Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine ilişkin görevsizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün, yukarıda açıklanan nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA, 21.05.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy