(818 S. K. m. 535, 538)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat-tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat İ.Ö. ile davacı vekili avukat A.H.'nun gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatları sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, davalı kardeşi ile yapılan 09.05.1998 tarihli sözleşme ile E. Kooperatifi'nden ortak minibüs hattı satın aldıklarını ve bu hatta çalıştırılmak üzere yine ortak olarak Ford transit araç satın aldıklarını, ancak resmi kayıtların davalı adına yapıldığını, davalının 2003 yılı 1. ayından itibaren tarafına hiçbir ödeme yapmadığını, ileri sürerek, hat ve araç üzerinden 1/2 oranında ortak olduklarının tesbiti ile aracın ve hattın değerinden fazla hakları saklı kalarak 90.000 YTL. ve kazanç payı olarak 6.000 YTL. toplam 96.000 YTL.'nin reeskont faizi ile ödetilmesini istemiştir.
Davalı, davacı ile ortaklık ilişkisinin bulunmadığını, sözleşmenin geçersiz olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkeme, ortaklığa konu aracın 1/2'şer hissesinin davacı ve davalı adına tesbitine, 103.189 YTL. tazminatın dava tarihinden yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacı, davalı ile yapılan ortaklığın 2003 yılı birinci ayından itibaren davalı tarafından kabul edilmeyerek kâr payından ödeme yapılmamaya başladığını, 27.12.2005 tarihli ihtara rağmen de % 50 ortaklığın kendisine devir edilmediğini ve kâr payından da ödeme yapılmadığını ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Taraflar arasında kurulan hat ve araç ortaklığında, yönetici ortağının davalı olduğu tarafların iddia ve savunmalarından anlaşılmaktadır. Yönetici konumundaki davalı, B.K.'nun 535. maddesi gereğince yılda en az bir defa hesap vermekle yükümlüdür. Yasanın bu amir hükmü gereğince, davalı bu yükümlülüğünü yerine getirmediği sürece, davacı adi ortaklığın da feshini ve mal varlığın tasfiyesini istemekte haklıdır. Davacının bu dava ile ortaklığın fesih ve tasfiyesini talep ettiği gözetilerek, tasfiyenin mahkemece BK. 538 ve devamı maddelerine göre yapılması gerekir. Tasfiyenin ortaklığa ait tüm hesapların görülüp, ortakların birbirleriyle alacak, verecek ve ortaklıktan dolayı olan ilişkilerinin kesilmesi yolu ile ortaklığın sona erdirilmesi, malların paylaştırılması ya da satış yolu ile elden çıkarılarak bedelinin paylaştırılması ve tasfiye tarihine kadarki kâr zarar durumu ile ortaklığın özelliğine göre diğer hususların hüküm altına alınarak yapılması gerekir. Buna göre öncelikle mevcut ortaklığın aktif ve pasif mal varlığı belirlenmeli, ortaklığı yöneten ve idareci ortak olan davalıdan ortaklık hesabını gösterir hesap istenilmeli, verilen hesapta uyuşmazlık çıktığı takdirde taraflardan delilleri sorularak toplanmalı, bu şekilde belirlenen mal varlığının ne şekilde tasfiye edileceği taraflardan sorulmalı, tasfiyede anlaştıkları takdirde ona göre karar verilmelidir. Taraflar tasfiye konusunda anlaşamadıkları takdirde, mahkeme tayin edeceği tasfiye memuru marifetiyle tespit edilen ortaklık mallarının mevcut olanların satılmasına, şayet bu mallar mevcut değilse değerleri bilirkişi marifetiyle belirlenip, elde edilen gelirden veya malların belirlenen değerlerinden öncelikle ortaklığın borçları ödendikten sonra kalan kısmın taraflar arasında paylaştırılmasına karar verilmelidir. Mahkemece, ortaklığın konusunu oluşturan araç ve hat bedelinin satın alınma tarihinden dava tarihe kadar çeşitli ekonomik etkenlerle ulaştığı değerlerinin tespit edilip, bulunan bedele karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, hükmün bozulması gerekir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, 550 YTL. duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 02.06.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy