(2004 S. K. m. 67) (818 S. K. m. 161, 404)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı emlak komisyoncusu olduğunu, taşınmazın satılması ile ilgili davalı ile tellallık sözleşmesi imzaladığını, davalının bu sözleşmeden doğan 9.000,00 YTL borcunu ödemediğini bu nedenle başlattığı icra takibine vaki itirazın iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, taşınmazının satılması için davacı ile anlaşıp sözleşme imzaladığını, sözleşmeyi yenilemeyeceğine dair ihtar çektiğini, sözleşmeden sonra kendi çabası ile satış yaptığını, geçerli bir sözleşme bulunmadığını, tellallık hizmeti verilmediğini, savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, sözleşmeyi Şaban Uzuner'in vekil olarak imzaladığını ve vekil olduğunun ispatlanamadığını belirterek davanın reddine karar verilmiş; Hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki 1.3.2005 tarihli sözleşmenin süresinin 6 ay olduğu, tarafların sözleşme bitiminden 15 gün öncesine kadar sözleşmenin yenilenmeyeceğini karşı tarafa bildirmediği takdirde sözleşmenin aynı koşullarla 6 ay daha yenileneceği belirtilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmenin ilk altı aylık süresi 1.9.2005 tarihinde sona ermektedir, ancak sözleşme hükümleri gereği davalı sözleşmeyi fesih ettiğini ve bunu yazılı olarak davacıya bildirdiğini ispat edemediğinden sözleşme kendiliğinden 6 ay daha uzamıştır. Sözleşmenin 3. maddesinin e bendi gereğince taşınmazı davalı kendi satsa dahi davacının ücrete hak kazandığının kabulü gerekir. Davalı cevabında taşınmazı kendisinin sattığını belirttiği gibi dosyadaki tapu kaydında taşınmazın 8.9.2005 tarihinde satıldığı anlaşılmaktadır. Bu husus taraflar arasında da çekişmesizdir. Öyle olunca davacı sözleşmede belirtilen %6 oranındaki tazminatı istemekte haklıdır. Ancak bu tazminatın cezai şart niteliğinde bulunduğu göz önünde bulundurularak B.K 161/son fıkrası hükmü göz önünde bulundurularak davacı alacağına hükmedilmesi gerekir. Öte yandan her ne kadar mahkemece sözleşmenin davalının yetkili vekilince imzalanmadığı gerekçesi ile dava ret edilmiş ise de sözleşmenin davalı Müzeyyen vekili olduğu belirtilerek davalının eşi Şaban tarafından imzalandığı davalının da sözleşmeyi kabul edip bilahare yenilenmeyeceğine dair yazılı ihtar gönderdiğini savunarak sözleşmeyi benimsemiş olması karşısında mahkemece aksi düşüncelerle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 11.11.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy