(1136 S. K. m. 164) (5216 S. K. Geç. m. 2)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı avukat olduğunu, dava dışı Ş. Ali Köyü Muhtarlığınca verilen vekaletnameye dayanarak Ş. Ali Köyü'nün taraf olduğu davaları takip ettiğini, ancak daha sonra adı geçen köyü mahalle haline dönüştürülerek davalı belediyeye bağlandığını, davaları takip ederken köy muhtarının kendisini haksız olarak azlettiğini, takip ettiği davalardaki dava konusu taşınmazın değerinin 30.000.000 YTL civarında olduğunu ileri sürerek fazlası saklı kalmak üzere ücreti vekalet olarak şimdilik 10.000,00 YTL'nin tahsilini istemiştir.
Davalı belediye, köy adına dava dışı Y.D. tarafından davacıya 15.000,00 YTL ücret ödendiğini, davacının davaları belediye adına takip etme yetkisinin bulunmadığını, köyün tüzel kişiliğinin ortadan kalkmasından sonra açılan davalarda ücret talep edemeyeceğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacı ile dava dışı köy tüzel kişiliği arasında yazılı ücret sözleşmesinin bulunmadığı, tanık, beyanlarına göre davacı avukata sadece 2002/630 sayılı davaya girmesi için vekaletname verilip bu davaya ilişkin 15.000.00 YTL ücretinde davacıya ödendiğinin anlaşıldığı, davalı belediye tarafından davacıya verilmiş bir vekaletnamenin de bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacının, dava dışı Ş. Ali Köyü tüzel kişiliği tarafından 25.02.2003 tarihli vekaletname ile görevlendirildiği, köyün taraf olduğu davaları takip ederken 23.07.2004 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 5216 sayılı yasanın geçici 2. maddesi uyarınca köy tüzel kişiliğinin sona ererek köyün davalı belediyeye bağlandığı ve mahalle haline dönüşen köyün kanuni halefinin davalı belediye olduğu, köy muhtarının 11.01.2005 günlü azilname ile sebep bildirmeksizin davacıyı azlettiği anlaşılmaktadır. Ş. Ali Köyü Tüzel kişiliği 23.07.2004 tarihinde sona ermiş olmakla davacının vekalet görevi de bu tarihte sona ermiş bulunmaktadır. Vekalet görevi 23.07.2004 tarihinde kendiliğinden sona eren davacı avukatın 11.01.2005 tarihli azilname ile azledilmesi herhangi bir hukuki sonuç doğurmaz. Bu itibarla davacı taraf 23.07.2004 tarihinden önce takip ettiği dava ve işler için sarf ettiği emek ve mesaisi oranında ücret talep etme hakkına sahiptir. Davacıya ücret olarak 15.000.00 YTL ödendiği davalı tarafça savunulmuş ve mahkemenin bu yöndeki kabulü de davalı tarafından temyiz edilmemiş olmakla davacının emek ve mesaisi nedeniyle hak ettiği ücretin en az 15.000.00 YTL olduğunun kabulü zorunludur. Mahkemece davacıya 15.000.00 YTL ödendiğinin tanık beyanlarıyla ispatlandığı kabul edilmiş ise de, taraflar arasındaki ilişkinin niteliği ve davacının açık muvafakatinin bulunmaması nedeniyle olayda tanık dinlenmesi ve tanık beyanlarının da hükme esas alınması olanaklı değildir. Bu itibarla davacıya 15.000.00 YTL ücretin ödendiğinin ispatlandığını kabulü olanaklı değildir. Mahkemece, davacıya 15.000.00 YTL ödendiğine dair davalı taraftan yasal delilleri sorulup alınarak, davacıdan da bu hususta var ise karşı delilleri sorularak öncelikle davacıya 15.000.00 YTL ücretin ödenip ödenmediği saptanmalı, davacının 27.03.2004 tarihinden önce açılıp da takip ettiği dava ve işlerden dolayı 23.07.2004 tarihine kadar sarfettiği emek ve mesaisi dikkate alınarak, Avukatlık Kanunu'nun 164. maddesindeki oranlar nazara alınmaksızın takdir ve tayin edilecek hakkaniyete uygun bir ücretin belirlenmesi ve bu belirleme yapılırken de davacının ücretinin en az davalının da kabulünde bulunan 15.000.00 YTL olduğunun gözetilerek hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davacının diğere temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bent uyarınca temyiz olunana kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 01.12.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy