(2004 S. K. m. 67) (818 S. K. m. 325)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Davacı Yeminli Mali Müşavir olduğunu, davalı şirketinde aralarında bulunduğu şirketler gurubu ile 2005 yılı için Yeminli Mali Müşavirlik Denetim ve Tasdik Sözleşmesi imzaladıklarını, sözleşmenin (davalı tarafından) 8. maddesine uygun fesih edilmediğinden 1 yıl daha uzadığını, 2006 yılı için ücret hakkının doğduğunu ileri sürerek sözleşme gereğince muaccel olmuş 2006 yılı Yeminli Mali Müşavirlik sözleşmesinden doğan alacağının tahsili için başlattığı icra takibine vaki itirazın iptali ile %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafça temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı ve davalının (aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan) sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Sözleşmenin 8.maddesinde aynen Bu sözleşme 1.4.2005 tarihinden itibaren en az bir yıl süre ile geçerli olmak üzere düzenlenmiştir. Sözleşmenin sona erdiği tarihten en az bir ay önce yazılı ihbarda bulunulmaması halinde sözleşme 1 yıl daha kendiliğinden uzar. Bu durumda yeni yılın ücreti yeni dönemin ilk ayı içinde Yeminli Mali Müşavirin bağlı olduğu odadan alınacak matbu sözleşmede, bu sözleşmenin ek sözleşmesi olarak imzalanması suretiyle belirlenir. sözlerine yer verilmiştir. Sözleşmenin süre sonunda yenilenmemesi için,1 ay evvelinden davalı tarafından irade bildiriminde bulunulmadığı, sözleşmenin bitimi tarihi olan 1.4.2006 tarihinden 1 ay öncesinden olmak üzere en geç 1.3.2006 tarihinde feshi gerekirken, 6.03.2006 tarihinde fesih iradesinin bildirildiği taraflar arasında ihtilafsızdır. Mahkeme, sözleşmenin 8.maddesine dayanarak, sözleşmenin 1 yıl daha yenilendiğini kabul etmiş; alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davacının 2006 yılı ücret alacağından % 35 grup indirimi yapılmak suretiyle davacının 2006 yılı ücret alacağına hükmedilmiştir. Sözleşmenin bu hükmünü mahkemenin yorumlamasında yasaya aykırı bir yön görülmemiştir. Ne var ki ücret alacağına hükmedilirken eksik inceleme yapılarak sonuca varılmıştır. Ücret alacağı belirlenirken B.K 325 maddesi gereğince uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekir. Yanlar arasında 1 yıl daha uzayan sözleşmenin, süresi dolmadan davalı tarafından bozulduğu açıktır. Değişik bir anlatımla davacı yeminli mali müşavir sözleşmenin feshinden sonra davalı şirket için sarf edeceği mesaisini başka işlerde sarf etmiştir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda grup indirimi yapılmışsa da BK'nun 325. maddesi hükmü gözardı edilmiştir. Oysa davacının tasarruf ettiği yahut diğer bir işle kazandığı veya kazanmaktan kasten feragat eylediği şeyi mahsup ettirmeğe mecburdur, BK 325. maddesi hükmü uyarınca davacının ücret alacağından ayrıca indirim yapılması gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
3- İİK 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. Ayrıca alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte yada bilmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Alacağın mutlaka bir belgeye bağlı olması da şart değildir. Açıklanan bu yasal kurallar ve ilkeler ışığında alacağın nakit olduğunun kabulü zorunlu olup, mahkemece asıl alacak üzerinden davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken, yanlış değerlendirme sonucu istemin reddedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Birinci bentte açıklanan nedenlerle davacının ve davalının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı, üçüncü bentte açıklanan nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde taraflara iadesine, 04.12.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy