(4721 S. K. m. 7) (1086 S. K. m. 288)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, davalının çeşitli tarihlerde kendisine ait işyerinden satın almış olduğu inşaat malzemelerinden 1260 torba çimento bedelini ödemediğini ileri sürerek, alacağı olan 7.560,00. YTL'nin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, 29.06.2007 tarihli celsede, davalıya ait işyerinden değişik tarihlerde çimento satın aldığını, bedellerini de değişik tarihlerde ödediğini, davacıya hiçbir borcu bulunmadığını, 06.07.2007 tarihli dilekçesinde ise, 2003 yılında yaptırmış olduğu inşaatla ilgili Mal Müdürlüğü'nden giderlere ilişkin belgelerin istenilmesi nedeniyle talebi üzerine davalı tarafından dava konusu faturanın düzenlendiğini, oysa ki faturada belirtilen çimentoyu fatura tarihinde değil, 2004 yılında satın aldığını, bedelini de o tarihlerde havale yoluyla ve elden ödediğini savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davalının 06.07.2007 tarihli dilekçe ile bildirmiş olduğu hususlar hile olarak kabul edilip, dinlenen tanık beyanlarına göre hilenin kanıtlandığı, fatura tarihinde yeni mal verildiği iddiasının ise davacı tarafından ispat edilemediği belirtilerek, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
Davacı, davalının satın almış olduğu ancak bedelini ödemediği 1260 torba çimento bedelinin tahsili için eldeki davayı açmış olup, delil olarak da 08.08.2006 tarihli fatura ve aynı tarihli Depo Teslimat Fişine dayanmıştır. Davalı ise 29.06.2007 tarihli celsede, dava konusu çimentoyu değişik tarihlerde aldığını, bedelini de değişik tarihlerde ödediğini, davacıya hiçbir borcu bulunmadığını savunmuştur. Bu durumda davada ispat yükü sözleşme ilişkisini kabul etmekle birlikte satış bedelini ödediğini iddia eden davalıya aittir. Davalı her ne kadar 06.07.2007 tarihli cevap dilekçesinde, davacının davada dayanmış olduğu fatura ve teslim belgesini kabul etmekle birlikte, satıma konu olan çimentoyu fatura tarihinde değil, 2004 yılında aldığını, bedelini de havale ve elden ödediğini, inşaata ilişkin giderlerin Mal Müdürlüğü'ne ibraz edilmesi için söz konusu belgelerin sonradan düzenlendiğini belirtmişse de, davacı, gerek 19.09.2007 tarihli celsedeki beyanında gerekse 04.10.2007 tarihli dilekçesinde, daha önce sadece ödeme iddiası ile yetinen davalının sonradan ileri sürdüğü hususların savunmanın değiştirilmesi niteliğinde olduğunu, savunmanın bu şekilde değiştirilmesi ve genişletilmesine de muvafakati bulunmadığını bildirmiş olduğundan, davalının 06.07.2007 tarihli dilekçesinde bildirmiş olduğu bedeli ödenmiş olan faturanın sonradan düzenlendiğine, dolayısıyla olayda hile bulunduğuna ilişkin savunmasına itibar edilemez. Kaldı ki davalının itiraz etmediği ancak az yukarıda da açıklandığı üzere düzenleme amacının farklı olduğunu, gerçek bir satışa ilişkin bulunmadığını savunduğu 08.08.2006 tarihli fatura da açık fatura niteliğinde olup, bedelin ödenmediğine karine teşkil ettiğinden, ödeme konusundaki ispat yükü, yine davalı alıcıya aittir. O halde açıklanan nedenlerle davada ispat yükü davalıya ait olup, mahkemece davalıdan ödeme konusundaki savunmasına ilişkin tüm delileri sorularak, yapılacak inceleme ve değerlendirme sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanlış değerlendirmelerle yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2- Bozma nedenine göre davalının temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarda 1. bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya ve davacıya iadesine, 19.01.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy