(2004 S. K. m. 67)
Dava: Davacı, elektrik abonesi olan davalının elektrik borcunu ödemediğini, yapılan kontroller sırasında da kaçak elektrik kullandığını tesbit ettiklerini, gerek tüketilen elektrik ve gerekse kaçak kullanılan elektrik ücretlerinin tahsili amacı ile 21.05.2002 tarihinde davalıya karşı icra takibi başlattıklarını, davalının 3.06.2002 tarihide takibe itiraz ettiğini ileri sürerek, ödenmeyen 6 adet fatura borcu ile 13.12.2001 ve 6.03.2002 tarihli kaçak elektrik tutanağından kaynaklanan borç toplamı olan 4.013.122.000 TL (4.013,12 YTL) alacağının dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiş, bilahare 25.10.2007 tarihli ıslah dilekçesiyle alacak davasını itirazın iptali davası olarak ıslah ettiğini, davalının takibe itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline, %40 tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece bilirkişi raporu esas alınarak 2552,91 YTL asıl alacak üzerinden kabulüne, bu miktar yönünden itirazın iptaline, asıl alacağın %40'ı oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, dava dilekçesinde borçlunun takibe itiraz ettiğini bu itirazı 3.06.2002 tarihinde öğrendiğini duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirttiği gibi, borçlunun itirazı üzerine takibin durduğu belirtilerek 10.01.2003 tarihinde davalının kullanıp ödemediği ve kaçak elektrik kullanımından kaynaklanan 4.013,12 YTL alacağının faiziyle tahsili için eldeki davayı açmıştır. Alacak davası ile İ.İ.K. 67 nci maddesine dayalı itirazın iptali davalar arasındaki en önemli fark, itirazın iptali davası sonucunda davacı veya davalı lehine tazminata hükmedilmesidir. İtirazın tebliğinden itibaren bir yıl içinde açılan davada alacağın tahsili istenilmişse bu durumda icra inkar tazminatına hükmedilemez. (19.H.D. 09.02.1996 225/1161) İtirazın iptali davasının, itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren bir yıllık süreden sonra açılması halinde de inkar tazminatına hükmedilemez. (11.H.D. 28.05.1986 3141/3272) Yasada belirtilen bir yıllık hak düşürücü sürenin, borçlu itirazının alacaklıya tebliğiyle başlayacağı belirtilmiştir. Ancak, alacaklı, icra takibine itiraz edildiğini, belli bir tarihte öğrendiğini açıkça beyan eder veya borçlunun itirazı ve bu surette icra takibinin durması üzerine, itirazın kaldırılması veya borçlunun itirazından söz ederek böyle bir tahsil davası açarsa artık, borçlu itirazının tebliğ edildiğinin kabulü zorunludur. Somut olayda davacı, borçlunun icra takibine itiraz ettiğini, 03.06.2002 tarihinde öğrendiğini çok açık bir şekilde kabul ve beyan etmiştir. Buna rağmen davasını bir yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra ve 25.10.2007 tarihli dilekçesiyle ıslah etmiştir. O halde davacının itirazın iptali davasını 1 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra itirazın iptali davası olarak ıslah etmesi mümkün değildir. Hal böyle olunca ıslahla ilgili talebin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 10.06.2009 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
İİK. 67/1 maddesi "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliğ tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak genel hükümler dairesinde alacağın varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir" düzenlemesini getirmiştir. Bu yasal düzenleme doğrultusunda yapılan icra takibine borçlunun itiraz etmesi halinde davanın bir yıllık süre içinde açılması zorunludur. Bu süre sukutu hak süresidir. Ne var ki, bu sürenin başlaması için itirazın alacaklıya tebliği zorunludur. Yasada bu sürenin itirazın alacaklıya tebliğinden başlayacağı açıkça vurgulanmıştır. Yasa koyucu bu sürenin sukutu hak süresi olması, bu bağlamda hakkı söndüren bir süre olması nedeniyle alacaklının borçlunun itirazlarına tam olarak muttali olması, bununda ancak itirazın tebliği yoluyla olacağını öngördüğünden sürenin tebligatla başlayacağını kabul etmiştir. Davacının yaptığı icra takibine itiraz edildiğini öğrenmesi itirazın içeriğini tam olarak öğrendiğini göstermez. Bu nedenle sürenin başlaması için itiraz edildiğini öğrenme yeterli değildir. Somut adaletin gerçekleşmesi hakkın özünün ziyana uğramaması için de süreyi yasada açıkça belirtildiği gibi itirazın tebliğinden başlatmak adil sonuç doğurur.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin itirazın iptali davalarında bir yıllık sürenin tebliği tarihinden başlayacağını muhtelif kararlarında açıklamıştır. (19.H.D. 9.5.2006 gün 2005/10934-5150, 15.2.2007 gün 2006/7460-1335, 11.7.2006 gün 3489/7571 sayılı kararları bu doğrultudadır. İİK. şerhi Mustafa Oskay-Coşkun Koçak, Doç. Dr. Adnan Deynekli-Ayhan Doğan, Sayfa 1170-1178-İtirazın İptali, Borçtan Kurtulma, Menfi Tespit ve İstirdat davaları, Seyit Çavdar Sayfa 56)
İİK. 68 inci maddesinde de itirazın kaldırılması için itirazın tebliğinden itibaren 6 aylık sürede itirazın kaldırılabileceği öngörülmüştür. 12. Hukuk Dairesinin 16.11.1989 tarih ve 1998/12589-12809 sayılı kararı ile 25.5.1995 tarih 1995/11752-12030 sayılı kararlarında itirazı öğrenme (muttali olma) olgusunu 6 aylık sürenin başlaması için yeterli görmemiş, tebliğin zorunlu olduğunu kabul etmiştir. (Bakınız itiraz iptali davaları. Adnan Deynekli-Sedat Kısa, sayfa 357-363)
Somut olayda davalı borçlunun itirazı davacı alacaklıya tebliğ edilmediğinden bir yıllık sukutu hak süresi başlamamıştır. Bu nedenle işin esası incelenmesi gerektiğinden sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum. 10.6.2009 (¤¤)