(1136 S. K. m. 164, Geç. m. 21) (818 S. K. m. 101)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı davacı avukatınca duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmiştir. Belli günde davalı vekili avukatı ile davacı ve vekili avukat gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalının vekili olarak, Afyon 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2002/603 E. Sayılı (Afyon 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2002/588 E. Sayılı dosyasıyla birleşik) Dava dosyası ile dava dışı Ç. Limited Şirketi tarafından davalı şirket aleyhine açılmış olan davayı takip ettiğini, yargılama sırasında 11.04.2003 tarihinde davanın tarafları arasında sulh anlaşması yapıldığını, açılmış olan davalardan karşılıklı olarak feragat edilmesi karşılığında davalı şirket adına karşı taraftan 70.000.-TL. tutarlı ve her biri 10.000.-TL'lik 7 adet çek alındığını, uyuşmazlığın bu şekilde sulhle çözümlenmiş olmasına rağmen, hak etmiş olduğu, gerek müvekkilin ödemesi gereken, gerekse karşı taraftan tahsili gereken vekalet ücretinin ödenmediğini, 01.11.2004 tarihli ihtarının da sonuçsuz kaldığını ileri sürerek, 30.100.-TL. vekalet ücretinin 01.11 2004 tarihinden itibaren yasal ticari reeskont faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacı avukat tarafından takip edilen davada davanın tarafları arasında düzenlenen 11.04.2003 tarihli sulh protokolünde vekalet ücreti alacağının bulunmadığının belirtildiğini, protokolü bizzat imzalayan davacının iş bu ibraname gereğince vekalet ücreti talep edemeyeceğini savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, 17.03.2008 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınarak, davacının takip ettiği dava değeri üzerinden ve taleple bağlı kalınmak suretiyle 30.100.-TL. vekalet ücretinin dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacı avukatın, dava dışı Ç. Limited Şirketi tarafından davalı şirket aleyhine itirazın iptali istemiyle açılan Afyon 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne ait 2002/588 E. sayılı dava ile, davalı şirket tarafından dava dışı Ç. Limited Şirketi'ne karşı Afyon 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılan 2002/603 E. sayılı davada davalı şirketi temsil ettiği, söz konusu davaların birleştirilerek yapılan yargılamaları sırasında, 11.04.2003 tarihli sulh protokolü ile tarafların karşılıklı olarak davalardan vazgeçtikleri, reddine karar verildiğini, 04.12.2003 tarihinde azledilen davacının, ödenmeyen vekalet ücreti alacağının tahsili için de eldeki iş bu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Davacıya ödemesi gereken vekalet ücretinin tespit edilebilmesi için öncelikle, uyuşmazlığa uygulanacak Avukatlık Kanunu hükümlerinin belirlenmesi zorunludur. Bilindiği üzere, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu, 02.05.2001 tarihinde 4467 Sayılı Yasa, 13.01.2004 tarihinde de 5043 Sayılı Yasa ile değişikliğe uğramıştır. 13.01.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5043 Sayılı Yasa'nın 7. maddesi ile 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'na eklenen Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte, kesin olarak hükme bağlanmamış bütün ihtilaflarda bu Kanunun değişik hükümleri uygulanır hükmünü içeren geçici 21. madde, Anayasa Mahkemesi'nce 08.02.2008 tarihinde iptal edildiğinden, avukatlık ücretinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda, sözleşmelerin kurulduğu tarihte yürürlükte olan Avukatlık Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiği kabul edilmelidir.
Bu açıklamalardan sonra dava konusu olaya bakılacak olursa, taraflar arasında yazılı bir avukatlık ücret sözleşmesi bulunmadığına göre, yukarıda açıklanan nedenlerle uyuşmazlığın çözümünde, sözleşme ilişkisinin kurulduğu, avukatlık hizmetinin verildiği 2002 ve 2003 tarihleri itibariyle yürürlükte olan 1136 Sayılı Yasa'nın, 02.05.2001 tarihinde 4667 Sayılı Yasa ile yapılan değişiklikten sonraki, ancak 13.01.2004 tarihinde 5043 Sayılı Yasa ile yapılan değişiklikten önceki hükümlerinin esas alınması gereklidir. Anılan Yasanın 4467 Sayılı Yasa ile yapılan değişiklikten sonraki 164. maddesinin 4. fıkrasında Avukatlık ücretinin kararlaştırılmamış olduğu hallerde değeri para ile ölçülemeyen dava ve işlerde avukatlık asgari ücret tarifesi uygulanır. Değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde ise asgari ücret tarifelerinin altında olmamak koşuluyla ücret itirazlarını incelemeye yetkili merci tarafından davanın sonucuna ve avukatın emeğine göre değişmek üzere ücret anlaşmazlığı tarihindeki dava değerinin yüzde beşi ile yüzde on beşi arasındaki bir miktar avukatlık ücreti olarak belirlenir. Hükmü bulunmakta olup, dava konusu olayda davacının vekil olarak görevini ifa ettiği davalar nedeniyle, anılan hüküm doğrultusunda ve davaların sulh ile sonuçlanması nedeniyle, birleştirilen her iki davada davalı şirkete sulh sonucunda kazandırılan menfaatin tespiti ile, tespit edilecek bu miktar üzerinden yüzde beş ile yüzde onbeş arasında takdir edilecek vekalet ücretinin ödetilmesine karar verilmesi gerekirken, mahkemece açıklanan hususlar gözardı edilerek, takip edilen dava değerleri üzerinden, Avukatlık Kanunu'nun 5043 Sayılı Yasa ile değişik 164/4. maddesinde öngörülen %10 ile %20 arasındaki oranlara göre ücret hesabı yapılan 17.03.2008 tarihli bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3- Borçlar Kanunu'nun 101/1. maddesi gereğince muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur. Davacı, daha önce davalı şirkete göndermiş olduğu 01.11.2004 tarihli ihtarla dava konusu alacağını davalıdan talep etmiş olup dava konusu alacağa, 02.11.2004 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılan ihtarda verilen 7 günlük sürenin de eklenmesi ile tespit edilecek temerrüt tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken, dava tarihinden itibaren faiz yürütülmüş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
4- Davacı, davada vekille temsil edildiği halde, karar başlığında davacı vekilinin adının yazılmamış olması ve davacı yararına vekalet ücretine hükmedilmemiş olması da ayrıca usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: 1. Bentte açıklanan nedenlerle tarafların diğer temyiz itirazlarının reddine, temyiz edilen hükmün 2. bent gereğince davalı, 3. ve 4. bentler gereğince ise davacı yararına BOZULMASINA, 625.00.-TL. duruşma avukatlık parasının karşılıklı alınarak birbirlerine ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 12.10.2209 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy