(1086 S. K. m. 290)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, 25.10.1999 tarihli haricen düzenlenen sözleşme ile 1657 parsel numaralı taşınmazı davalıların murisinden 20.000 Dolar ödemek suretiyle satın aldığını, öte yandan murisin bankadan kullandığı krediyi de onun ölümünden sonra kendisinin ödediğini, davalıların taşınmazın tapusunu devretmeyip bankaya ödediği parayı da iade etmediklerini ileri sürerek, kendisinin murisin ikinci eşi olması nedeniyle toplam bedelden kendi miras hissesinin mahsup edilerek kalan 21.319.87. TL'den davalı Ruhi'den 8.883.28. TL, 8.883.28. TL'nin Şükran ve 3.553.31. TL'nin davalı Türkan'dan tahsilini istemiştir.
Davalılar Ruhi ve Şükran, davacının murise 20.000 Dolar ödemediğini, sözleşmenin geçerli olmadığını savunarak davanın reddini dilemişler, diğer davalı ise cevap vermemiştir.
Mahkemece, davacının murisle evlenmesi karşılığında muris tarafından satış sözleşmesinin düzenlendiği, davacının murise 20.000 Dolar ödediğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle 20.000 Dolara yönelik talebin reddine, bankaya ödenen paradan dolayı 695.78'er TL'nin Şükran ve Ruhi'den, 278.32. TL'nin Türkan'dan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Davacının, davalıların murisi Abdullah'ın ikinci eşi olup 22.04.1998 tarihinde evlendikleri sabittir. Davacı ile davalıların murisi Abdullah arasında 25.10.1999 tarihli harici sözleşmenin düzenlendiği ve Abdullah'ın adına kayıtlı olan 1657 parsel numaralı taşınmaz ve üzerindeki evi 20.000 Dolar karşılığında davacıya sattığının ve 20.000 Dolan davacıdan aldığının sözleşmede belirlendiği anlaşılmaktadır. Sözleşmedeki murise ait imzaya davalılar tarafından itiraz edilmemiştir. Davalılar, davacının murise 20.000 Dolar ödemediğini savunmuşlar ve mahkemece de sözleşme tanıklarının beyanları esas alınarak ve davacının 20.000 Doları murise ödediğinin ispat edilmediği kabul edilerek bu kalem talep reddedilmiştir. HUMK'nun 290. maddesinde senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı defi olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler 20.00. YTL'den az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz hükmü bulunmaktadır. Davacı ile davalıların murisi arasındaki taşınmaz alım satımı yazılı sözleşmeye bağlandığı için az yukarıda anılan yasa hükmü uyarınca bu sözleşmenin aksinin yazılı delille ispatı gerekir. Davalılarca murisin imzası inkar edilmeyen 25.10.1999 tarihli harici sözleşme ile, davacının murise 20.000 Dolar ödediği sabittir. Tanıkların yazılı delilin aksine olan beyanlarına itibar edilmesi mümkün olmayıp, esasen yazılı sözleşme karşısında tanık da dinlenmesi olanaklı değildir. Mahkemece davacının, davalıların murisine taşınmaz satımı karşılığında 20.000 Dolar ödediği kabul edilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde bu kalem isteğin reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
2- Yukarıda açıklanan bozma nedenine göre davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bent uyarınca davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 29.09.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy