(6762 S. K. m. 1321, 1329)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki muarazanın meni davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı, davalı bankadan 2.12.2005 tarihinde 20 yıl vadeli konut kredisi kullandığını, her yıl hayat sigortası bedelinin vadesiz hesabından kesildiğini, 20 yıl boyunca bu durumun katlanılmaz hale geleceğini ileri sürerek, konut kredisi geri ödemesi süresince hayat sigortasının yapılmamasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının hem sözleşme ve hem de sigorta taahhütnamesi ile hayat sigortasını yaptırmayı kabul ettiğini belirterek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının 2.12.2005 tarihli sözleşmeye istinaden davalı bankadan 240 ay vadeli konut kredisi kullandığı, hayat sigortasının yapılmasına gerektiğine ilişkin sözleşmenin 9.5 maddesi ile sigorta taahhütnamesindeki hükümler gereğince ilk 3 yıl hayat sigortasının banka tarafından yapıldığı dosya kapsamı ile anlaşılmaktadır. Mahkemece konut kredisi için hayat sigortası yaptırma şartı ya da mevcut olmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacı ile davalı banka arasında düzenlenen kredi sözleşmesinin 9.5/2 maddesinde aynen; müşteri açılan kredi sebebiyle bankanın uygun göreceği bedel ve şartlarla ferdi kaza sigortası, hayat sigortası yaptıracağını, önceden yapılmış bir ferdi kaza sigortası, hayat sigortası bulunması halinde ilgili sigorta poliçesinde bankanın dain ve mürtehin olarak gösterilmesi yönünde, gerekli değişikliğin yapılarak poliçeyi bankaya teslim edeceğini, bankanın bu sigortalarla ilgili prim tutarlarını banka nezdindeki hesaplarından tahsile yetkili olduğunu, vefat halinde mezkur sigorta sonucu ödenecek tazminattan o tarihteki bankaya olan borcun mahsubundan sonra kalacak olan meblağın mirasçılarına ödenmesini, kabul, beyan ve taahhüt etmiştir. şeklinde düzenleme getirilmiştir. Böyle bir düzenleme karşısında davalı bankanın TTK'nun 1321. maddesi anlamında menfaat sahibi olduğu ve yine anılan yasanın 1329. maddesi hükmü gereğince de sözleşmeden doğan hak ve menfaatleri sigortacıdan talep etmeye hakkı olduğu tartışmasızdır. Davalı bankanın kredi borçlusunun hayat sigortası yapılmasındaki asıl amacının kredi borcunun teminat altına alınması olduğu muhakkaktır. Ancak belli bir prim ödeme borcu getirmekle birlikte, hayat sigortası kapsamına alınmasında sigortalının da bir menfaatinin olduğu açıktır. Taraflar açısından sözleşme hükümlerinin yerine getirilmesi esas olup, bu düzenlemenin haksız şart niteliğinde olduğunun da kabulüne olanak yoktur. Ayrıca mahkemenin kabulünün aksine, sözleşmede bu şekilde bir düzenleme yapılmasına yasal bir engel de bulunmamaktadır. Böyle olunca mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanlış değerlendirme ile kabulü usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 07.05.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy