(1136 S. K. m. 164)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı avukat olduğunu, davalının vekilliğini üstlendiğini, aralarındaki sözleşme gereğince 1997 yılından bu yana davalıya hizmet verdiğini, 1.5.2005 tarihinde bir yazı gönderip elindeki 164 adet icra dosyasını geri aldığını, 28.12.2005 tarihinde ikinci bir yazı daha gönderip sözleşmeyi fesh ettiğini bildirdiğini, ihtarnamesinin sonuçsuz kaldığını, 1005 adet icra takip dosyası yönünden karşı tarafa yükletilecek vekalet ücreti ile birlikte davacıdan alacağı bulunduğunu ileri sürmek ve fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak suretiyle tahsil ettiği 134.742 YTL nın mahsubundan sonra şimdilik 110.000YTL vekalet ücreti alacağının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının performansının düşük kalması nedeniyle aralarındaki sözleşmeyi fesh ettiklerini, sözleşme hükümlerine göre hiçbir ücret isteyemeyeceğini savunarak, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, üç kez bilirkişiden rapor alındığı ve her üç rapora göre de davacının davalıdan 170.912.67 YTL alacaklı bulunduğu gerekçe gösterilerek davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Bir örneği dosya içerisinde bulunan ve taraflar arasında düzenlenen tarihsiz “Avukatlık Sözleşmesi” başlıklı belgenin, 2. maddesinin 1. bendinde avukata üstlendiği işlerle ilgili olarak asıl alacağı teşkil eden tutar üzerinden ister tam, isterse kısmi olarak yapılacak tahsilatın banka kasasına giren kısmına göre nispi vekalet ücreti ödeneceği, aynı maddenin (a) bendinde erken tahsilat halinde prim ödeneceği,(b) bendinde dava ve takiplerin tarafların anlaşmaları ile sonuçlandırılması halinde yine banka kasasına giren paranın yukarıda belirtilen süreler ve oranlar da gözetilmek suretiyle ½ oranında brüt avukatlık ücreti ödeneceği, (d) bendinde ödenecek brüt ücretin dosya bazında 100.000.000.000 TL nı aşmayacağı, (f) bendinde banka lehine sonuçlanan dava ve takiplerin kesin hükme bağlanması ve tahsil şartının gerçekleşmesi halinde karşı taraftan tahsiline karar verilen avukatlık ücretinin tamamının; banka aleyhine sonuçlanmış olanların ise Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 2.kısmının2.bölümünde öngörülen ücretin ½ sinin ödeneceği, (g) bendinde konusu para ile ifade edilen ve banka aleyhine sonuçlanan dava ve işlerde kesin hükme bağlandıktan sonra karşı taraftan tahsil edilen avukatlık ücretinin avukata verileceği, bu işlerin aleyhe sonuçlananları yönünden de Tarifenin 3. kısmında öngörülen ücretin ½ lik kısmının verileceği, 2.maddesinin 2. bendinde Bankaca açılan davanın tümüyle aleyhe sonuçlanması, tahsilat yapılmadan bankaca feragat yada sulhle sonuçlandırması, yada tahsilat yapılmadan aciz belgesine bağlanması hallerinde avukata tarifede öngörülen ücretin ½ sinin ödeneceği, 3/1 maddesinde Dava ve icra takibi sonunda avukatlık ücretinin %75 ni almayı,3/2 maddesinde karşı taraf vekalet ücreti yönünden benzer hüküm konulduğu, 4.maddesinde bankanın avukata verdiği dava ve icra takiplerini bulundukları safhada durdurmak Ya da vazgeçmek suretiyle takipten kaldırmak Ya da avukattan alarak başka bir avukata verme yetkilerine sahip olduğu, alınan bu dosyalar yönünden avukatın ücret talep edemeyeceği, öngörülmüştür.
Taraflar arasında düzenlenen ve davaya konu olayla ilgili maddeleri az yukarıda özetlenen bu sözleşme hizmet-hukuk müşavirliği niteliğinde bir sözleşme olup geçerlidir. Sözleşme ile belirlenen ücretin, Avukatlık Kanununun 164. maddesinin 4. fıkrasının 1. cümlesinde belirtilen anlamda ve asgari ücret tarifesi altında ücret olduğu kabul edilemez. Taraflar arasındaki ihtilafın, tarafların serbest iradeleri ile yaptıkları ve geçerli olan bu sözleşmenin hükümlerine göre çözümü gerekir. Davalı gönderdiği 28.12.2005 tarihli yazı ile sözleşmeyi fesh ettiğini bildirdiğine göre davacı, davalının gönderdiği 1.5.2005 tarihli yazısı sonrası 6.6.2005 tarihinde iade ettiği 164 adet icra takip dosyası yönünden sözleşmenin 4.maddesinin açık hükmü karşısında talepte bulunamaz ise de diğer takip dosyaları yönünden sözleşmenin az yukarıda açıklanan ilgili hükümleri çerçevesinde ve ikinci maddedeki oranlar da gözetilmek suretiyle ücret talebinde bulunabilir. Sözleşmede ödenecek ücretin banka kasasına girmiş olması şartının bulunmasının da sonuca etkisi yoktur. Hal böyle olunca davacı, az yukarıda açıklanan sözleşmenin 2. maddesi kapsamında, davacının tahsilatla sonuçlandırdığı veya henüz tahsilatla sonuçlanmayan, ancak tahsilatı mümkün hale gelen veya tahsilatı mümkün hale geldiği ve tahsilat yapılabileceği kabul edilebilecek dosyaları ile, tahsilat yapılması mümkün olmayacağı anlaşılan dosyalardan dolayı ücret isteyebileceği ve yine fesih tarihi itibariyle sonuçlanmayan ve devam edip ne olacağı belli olmayan dosyalardan dolayı da davacının sarf ettiği emek ve mesaisi nazara alınarak, sözleşmenin 2. maddesine göre isteyebileceği ücret baz alınarak ve bu miktarın altında olmak üzere hak ve nesafet kuralları da nazara alınarak, uygun bir miktarı ücret olarak isteyebileceğinin kabulü gerekir. Hükme esas alınan her üç bilirkişi raporunda da bu yönlerde herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmadığı için bu raporlara itibar edilemez. Hal böyle olunca mahkemece, yukarıdaki açıklamalar ışığında davacının talep edebileceği alacak miktarı konusunda uzman bilirkişi kurulundan alınacak raporla tereddüde yer vermeyecek ve denetime açık bir şekilde belirlenmeli, sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemenin bu yönleri gözardı ederek yetersiz ve denetime elverişli olmayan bilirkişi raporlarına itibar etmek suretiyle yazılı şekilde hüküm tesis etmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenle kararın temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 13.10.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)