(2675 S. K. m. 34, 42)
Dava: Taraflar arasındaki tanıma ve tenfiz davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davalılar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalılar vekili avukat B.A. gelmiş, davacı tarafından gelen olmadığından duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, 17.07.1991 tarihli sözleşme ile davalıların davacı taraftan sığır yetiştirme tesisini satın aldıklarını, davalıların bu sözleşme ile sığır yetiştirme çiftliği için davacının.............Bank'tan aldığı 707.000 DM krediyi 01.06.1991 tarihinden itibaren tahakkuk eden faizi ile ödemeyi taahhüt ettiğini, bu konuda Almanya Dessau Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açtıkları davada 11.07.2007 tarihli kararla borcun sorumlusunun davalı olduğuna karar verildiğini, bu kararın 12.10.1996 tarihinde kesinleştiğini belirterek kararın tenfizine karar verilmesini, 21.10.2007 tarihli dilekçesi ile tenfizin mümkün olmaması halinde Almanya mahkemesi kararının Türkiye'de açılarak bir davada kesin delil niteliğinde kullanılabilmesi için tanınmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, Almanya mahkemesi kararının tenfizi ve tanınması için yasal koşulların oluşmadığı, tenfiz talebinin reddi konusunda kesin hüküm olduğu gerekçesiyle davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Dessau Mahkemesi kararında alacaklının ...........Bank olarak gösterildiği, davacı tarafça icraya konabilecek bir hüküm bulunmadığı için tenfiz talebinin reddine, davanın yargılama aşamasında yapılan ıslah talebinin kabulü ile MÖHUK'nun 34. ve 42. maddeleri gereği Almanya Dessau Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 20431/96 sayılı kararının tanınmasına dair verdiği karar, davalı tarafça temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlerle ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Almanya Dessau Mahkemesi'nde davacı.............Jungrinderanufzucht tarafından davalılar Hakkı ve Ayşe aleyhine açılan davada, davacının sığır yetiştirme tesisi için .......... Bank'tan 707.00 DM kredi aldığı, tesisin davacı tarafça davalıya devredildiği, .......... Bank'tan alınan kredinin sorumlusunun bankaya karşı davalılar olduğunun tespitine karar verilerek bu konuda çıkan muarazanın giderildiği, kararın 12.09.1996 tarihinde kesinleştiği, kararın aslı ve onaylı tercümesinin ibraz edildiği dosya içeriğinden anlaşılmıştır.
Karar içeriği itibariyle taraflar arasında sığır yetiştirme çiftliği için dava dışı ........... Bank'tan alınan krediden hangi tarafın sorumlu olduğuna ilişkin çıkan muarazanın giderilmesine ilişkin tesbit hükmündedir. Davacı bu kararın tanınması talebinde bulunmuştur.
MÖHUK gerekçesinde açıklandığı gibi tanıma, yabancı ilamların cebri icraya yol açmaksızın kesin hükmün kuvvetinin kabulüdür. Bir yabancı mahkeme kararının tanınması o kararın icra edilmesi niteliğini kazandırmaz. Tanınmasına karar verilen bir karar, açılan bir davada kesin hüküm olarak veya kesin delil olarak ileri sürülebilir. Ayrıca idari bir işlemin yapılması için de tanıma kararı verilebilir. Tanınması istenen kararın açılmış bir davada kesin hüküm veya kesin delil olarak itiraz olarak ileri sürülmemiş veya idari bir işlemin yapılmasında gerekli değilse yabancı bir mahkeme kararın tanınmasında hukuki yarar yoktur. Hukuki yarar dava şartı olup mahkemece yargılamanın her aşamasında taraflar ileri sürmese dahi resen gözetilmelidir (Prof. Dr. Baki Kuru, Hukuk Mahkemeleri Usulü, cilt 6 sayfa 5813 ve devamı - Prof. Dr. Baki Kuru/Doç. Dr. Ejder Yılmaz, Türkiye'de Yabancı Hakem Kararları Tanınması-Yargıtay 4. H.D. 1995/5537-7507 sayılı 30.09.1985 tarihli kararı).
Somut uyuşmazlıkta davacı, tanınmasını istediği karara ilişkin olarak açılmış bir davada kesin hüküm veya kesin delil itirazı olarak ileri sürüleceğini iddia ve kanıtlanmış değildir. Bu nedenle bu aşamada kararın tanınmasını istemekle hukuki yararı yoktur. Mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerde davalının sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı lehine BOZULMASINA, 625.00.-TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalılara ödenmesine, peşin alman 15.60.-TL temyiz harcının istek halinde iadesine, 07.01.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy