(818 S. K. m. 101, 392) (1086 S. K. m. 438)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, kendisine ait taşınmazın satışı için davalıya vekaletname verdiğini, davalının vekaleten taşınmazı dava dışı Bülent S.'e 25.06.2003 tarihinde 13.000 YTL bedelle sattığını ancak bedeli kendisine ödemediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 13.000 YTL satış parasının resmi satış tarihi olan 25.06.2003 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile; 13.000 YTL'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacının, davalıyı kendine ait taşınmazı satması için vekil tayin ettiği ve bu hususta 19.03.2002 tarihli vekaletnamenin düzenlendiği taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmadığı gibi bu husus tarafların ve Mahkemenin de kabulündedir. Davacı ile davalı arasındaki ilişki bu mahiyeti itibariyle vekalet ilişkisidir. Hal böyle olunca davalı vekil B.K. 392/2 maddesi uyarınca zimmetinde kalan paranın faizini de vermeye mecburdur. Vekile B.K. 392/2 maddesi ile yüklenen bu sorumluluk nedeniyle paranın iadesi açısından B.K. 101. maddesince temerrüde düşürülmesine gerek bulunmamaktadır. O nedenle davalı vekil, aldığı paraları tahsil ettiği tarihten itibaren faizi ile ödemekle yükümlüdür. Davalı, davacıya vekaleten taşınmazı 25.06.2003 tarihinde satıp bedelini tahsil etmiştir. Mahkemece satış tarihi olan 25.06.2003 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken dava tarihinden itibaren faize hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK. nun 438/7 maddesi gereğidir.
Sonuç: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalının tüm temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın Hüküm başlıklı bölümünün 1 numaralı bendinde bulunan (...dava...) sözünün karardan çıkartılarak yerine (...satış tarihi olan 25.06.2003...) söz ve rakamlarının yazılmasına, kararın düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, aşağıda dökümü yazılı 526,50 TL. kalan harcın davalıdan alınmasına, peşin alınan temyiz harcının davacıya iadesine, 14.05.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy