(818 S. K. m. 43, 44)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, davalı müteahhitlerden 3 no'lu bağımsız bölümü 2.700.000.000.TL'ye satın aldığını, dairenin taahhüt edilen tarihte teslim edilmediği gibi tapusunun da verilmediğini, kat karşılığı inşaat sözleşmesinin feshedilerek dava konusu taşınmazın başka bir müteahhide verildiği ileri sürülerek, ödediği bedelin dava tarihi itibariyle ulaşacağı değer olan 25.000.000.000. TL'nin ödetilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, davalı Mehmet ve Hüsnü'nün satış sözleşmesinde imzaları bulunmadığından bu davalılar yüzünden davanın sıfat yokluğundan reddine, ödemelerin Bülent özel mirasçısı Muzaffer'e yapılması nedeniyle davalı Adnan hakkında açılan davanın esastan reddine, satış sözleşmesi geçersiz olduğundan davacı tarafından ödendiği ispatlanan 1.950. TL'nin Bülent mirasçıları davalılar Muzaffer ve Bahriye'den tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacının davalılar Hüsnü ve Mehmet hakkındaki bütün temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-) Davalı Adnan, davacı ile yapılan bila tarihli satış sözleşmesinin akidi olup, dava konusu dairenin sözleşmede belirtilen tarihte teslim edilmemesi nedeniyle sorumludur. Mahkemece, anılan davalı yönünden ödemeleri sözleşmeyi imzalayan diğer satıcı Bülent mirasçısı olan Muzaffer'e yapıldığı gerekçesiyle davanın esastan reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3-) Müteahhit Adnan ve Bülent, arsa şahaba davalı Hüseyin ile yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesinde kendilerine düşen dairelerden birisini davacıya bila tarihli sözleşme ile satmış olup, taraflar arasında yapılan bu sözleşme geçerlidir. Davalı müteahhitlerin sözleşmeden doğan edimlerini yerine getirmedikleri açıktır. Geçerli sözleşmenin ifa edilmemesi nedeniyle davacı, taşınmazın ifanın imkansız hale geldiği tarihteki rayiç, değerini isteyebilir. Somut olayda arsa sahibi ile davalı müteahhitler arasında yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesinin 29.12.1999 tarihinde feshedildiği anlaşılmakla, bu tarihte sözleşmenin ifası imkansız hale gelmiştir. Satış sözleşmesinde dairenin bedeli 2.700.TL. kararlaştırılmasına rağmen, davacı bu bedelin 1.950.TL'sini ödediğini yasaya uygun delillerle kanıtlamıştır. Bu durumda mahkemece, taşınmaz üzerinde keşif yapılarak satışa konu taşınmazın ifanın imkansız hale geldiği, kat karşılığı inşaat sözleşmesinin feshedildiği tarih itibariyle rayiç değeri bilirkişi marifetiyle tespit edilip, davacının ödediği bedelin bu miktara oranlanarak belirlenecek bedelin davalılar Adnan ve Bülent mirasçıları Bahriye ile Muzaffer'den tahsiline karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda (1) no'lu bentte açıklanan nedenlerle davacının davalılar Hüsnü ve Mehmet hakkındaki bütün temyiz itirazlarının reddine (2) ve (3) no'lu bentlerde açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 16.11.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy