(818 S. K. m. 49, 89)
Dava: Taraflar arasındaki devre tatil manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı Voyage Tic. AŞ. avukatınca duruşmalı davacı ve diğer davalı tarafından duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat Fuat Aksoy ile davacı vekili avukat Hüseyin Çakmak'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde Olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, davalı Turtel Turizm İşletmeleri AŞ. ile 25.5.1992 tarihinde Tatil Sertifikası Sözleşmesi imzaladığını, sözleşme gereği 12096 DM sözleşme bedeli ve her yıl ödenecek bakım ücreti mukabili her yılın 34. haftası için 31.12.2020 tarihine kadar geçerli olmak üzere Turtel Sorgun Tatil Köyündeki E.70-72 nolu dairenin kullanma hakkını kazandığını, 2001 yılında davalı Turtel AŞ.nin işletmeyi davalı Voyage AŞ. ye devrettiğini, davalı Voyage AŞ.nin 2003 yılında üst hakkını da satın aldığını, 2004 yılı tatiline çok kısa süre kaldığında davalı Voyage şirketinin kendisin telefonla arayarak tatil hakkının kullandırılmayacağını bildirdiğini, bu nedenle tatil yapamadığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, Sorgun Tatil Köyünde bulunan E.70-72 nolu dairelerde 31.12.2020 tarihine kadar geçerli olmak üzere her yılın 34. haftası için kazanılmış olan devre tatil haklarının hükmen tespiti suretiyle devre tatil haklarının belirtilen dönemlere kadar aynı şartlarla kullandırılmaya devam ettirilmesinin ve belirtilen dönemlerde mezkur daireye davalıların ve üçüncü şahısların her türlü müdahalesinin önlenmesine, mümkün olmazsa kalan süre için bu standartlarda tatil maliyetinin tesit edilerek tahsiline, davalılarca 2004 yılında kullandırılmayan devre tatil hakları için şimdilik 2000.-YTL maddi tazminat ve 5.000.-YTL manevi tazminat alacağının tahsilini istemiş bilahare verdiği dilekçeler ile sözleşmeyi feshettiğini maddi ve manevi tazminat hakları ile birlikte ödediği bedelin de tahsilini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, taraflar arasındaki 25.5.1992 tarihli 34. Hafta E 70-72 No.lu dairenin kullanımına ilişkin devre tatil sözleşmesinin feshine, 7.026.-YTL.nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya verilmesine, manevi tazminat talebinin kısmen kabul kısmen reddi ile, 3.000,00.-YTL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazla talebin reddine, karar verilmiş. Hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre tarafların sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacı, 2004 yılı devre tatil hakkını kullanmadığından, 2004 yılı tatil bedeli için 2000.-YTL tazminat istemiştir. Mahkemece 2004 yılı için ayrıca tatil bedeli tespit edilmeyerek, feshin kabulü ile 2004-2020 yılları arası için ödenen bedelin tahsiline karar verilmiş ise de davacı 29.11.2004 tarihinde açtığı dava ile fesih tarihinden önce kullanamadığı dönem olan 2004 yılı için tazminat istediğine göre, 2004 yılı için emsal teşkil eden işletmelerde geçireceği tatil bedelinin tespiti ile taleple bağlı kalınarak hüküm kurulması ve bakiye yıllar açısından da 2005 (dahil)-2020 yılları arasındaki ödenen bedelin tahsiline karar verilmesi gerekirken aksi düşüncelerle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma gerektirir.
3- Davacı taraf, davalı tarafından tesislere alınmadığı ve davalının muaraza çıkardığı iddiası ile manevi tazminat talebinde bulunmuş, mahkemece de manevi tazminata kısmen hükmedilmiş ise de davacı, tatil yapmak üzere tesislere gittiğini ve kapıdan çevrilip tesislere alınmadığını ispat edememiştir. Öyle olunca davacılar bu yöndeki iddialarını ispatlayamamışlardır. Borçlar Kanunu'nun haksız eylem faslında düzenlenen 49. maddesi, aynı kanunun 98/2 maddesi yollaması ile sözleşmeye aykırı davranışlarda da uygulanmaktadır. Ne var ki, anılan madde hükmüne göre manevi tazminat isteğinin kabul edilebilmesi için, diğer koşulların yanında kişilik haklarına hukuk aykırı, haksız bir saldırının varlığı da şarttır. Dava konusu bu olayda, davacıların kişisel haklarına hukuka aykırı bir saldırının varlığı ispat edilememiştir. O halde mahkemece olayda manevi tazminatın koşullarının bulunmadığı düşünülerek, bu kalem isteğin de reddedilmemiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle tarafların sair temyiz itirazlarının reddi ne, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın davacı yararına, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın davalılar yararına BOZULMASINA, 750,00-TL duruşma avukatlık parasının karşılıklı alınarak birbirlerine ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde davalılara iadesine, 21.01.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy