(4721 S. K. m. 6) (1086 S. K. m. 337)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı ile %50 ortak olarak 01.05.2006 tarihinde iş yeri açtıklarını, aralarında çıkan anlaşmazlım sonucu 30.10.2006 tarihli devir sözleşmesi ile %50 payını davalıya devrettiğini, fazla masraf çıkmaması için sözleşmede devir değerinin düşük gösterildiğini, davalının daha sonra da gerçek devir bedelini ödemediğini, yaptırdığı tespit sonucu payına 33.500.-TL. düştüğünün tespit edildiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklan saklı kalmak kaydıyla 33.500.-TL. alacağın devir tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, sözleşmeye göre davacının payını aldığının sabit olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, sözleşmede bedelin düşük gösterildiği kabul edilerek tespitte alınan bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle davanın kısmen kabulü ile; 23.500.-TL'nin dava tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalıya devrettiği ortaklık payının bedeli olan 33.500.-TL. alacağının tahsili talebiyle eldeki davayı açmıştır. Davalı, noterde düzenlenen ortaklık payının devrine ilişkin resmi sözleşmede davacının bedelin tamamını aldığını beyan ettiğini, davacıya borcun olmadığını savunmuştur.
Mahkemece sözleşmede bedelin düşük gösterildiği kabul edilerek itiraz edilmediği gerekçesiyle tespit bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. TMK'nın 6. maddesine göre ispat külfeti davacıdadır. Davalı, noterde düzenlenen resmi sözleşmeye dayanmıştır. Taraflar arasında noterde düzenlenen 30.10.2006 tarihli devir sözleşmesine göre davacının devir bedeli olarak belirlenen 2.000.-TL'yi aldığı sabittir. Davacı resmi sözleşmenin aksini ancak yazılı delille ispatlayabilir. Ancak, davacı dava dilekçesinde ve delil listesinde ve sair yasal delil demek suretiyle yemin deliline de dayanmıştır. Öyle olunca, mahkemece davacı tarafa, devir bedeli hususunda davalıya yemin teklif etme hakkı olduğu hatırlatılarak sonucuna uygun hüküm tesisi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile resmi sözleşmenin aksine tespit bilirkişisi raporuna dayanılarak hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, 12.11.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy