(4721 S. K. m. 694)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulü ne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalılar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalılar vekili ile davacı vekilinin gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı, davalılarla birlikte Gaziantep ili Araban İlçesinde bulunan 110 parsel sayılı taşınmazda 1/2 oranında müşterek malik olduklarını, taşınmaza yapılan masrafların eşit olarak karşılanması, elde edilecek ürünün de eşit miktarda paylaştırılması gerekirken, davalıların hasat zamanında fıstıkların toplanması dışındaki hiçbir gidere katılmadıklarını, ancak ürünün yarısını aldıklarını, ortak lığın kurulduğu 1993 yılından dava tarihine kadar tüm masrafları kendisinin karşıladığını ileri sürerek, taşınmaza yapılan çift sürme, taş ayıklama, budama vs, masraflar nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, 6.500,00 YTL.nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte ödetilmesine karar verilmesini istemiş, 17.6.2008 tarihli ıslah dilekçesi ile de talebini 79.936,00 YTL'ye çıkarmıştır.
Davalı, Araban Sulh Hukuk Mahkemesinde ortaklığın giderilmesi davası açmaları üzerine, davacının da bu davayı açtığını, taşınmazın bakımından dolayı bir masraf yapılmış ve alacak söz konusu ise, örf ve adete göre hasat sonunda ürün paylaşılırken, masrafların düşüldüğünü, 1993 yılından beri hasat alındığı halde bakım masraflarının ödenmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, masraflar ödendiğinden davacıya hiçbir borçları bulunmadığını savunarak, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, Türk Medeni Kanununun 694. maddesi gereğince paylı mülkiyette aksine bir paylaştırma şekli kararlaştırılmadığı takdirde ortak mal için yapılan giderlere hissedarların payları oranında katılmaları gerektiği, davacının yönetim işlerini yapmasını, davalıların uzun yılardır zımni olarak kabul ettikleri, mahallinde yapılan keşif, bilirkişi raporu ve davacı tanıklarının beyanlarından, davacının ortaklığın kurulmasından itibaren sürüm-belleme (57.150 YTL), budama (27.639 YTL), ilaçlama (15.502 YTL) masrafları olmak üzere toplam 100.291 YTL masraf yaptığının anlaşıldığı, davacının yaptığı masrafları davalılara hisseleri oranında rücu edebileceği belirtilerek, davanın kısmen kabulü ile her bir davalıdan 10.029 YTL'nin ıslah tarihi olan 17.6.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiş, hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, müşterek mülkiyette pay sahibi olan davacının, müşterek mülkiyetin kurulduğu 1993 yılından itibaren taşınmaza yaptığını iddia ettiği masrafların ödetilmesi istemine ilişkin olup, ortak mülkiyete konu olan fıstık bahçesinin her sene yapılan hasadından sonra elde edilen ürünün taraflar arasında eşit şekilde paylaşıldığı uyuşmazlık konusu değildir. Davacı, her sene hasat sonrasında fıstıkların toplanmasına ilişkin masrafların ödendiğini, ne var ki ortaklığın kurulduğu 1993 yılından itibaren sürüm, budama, ilaçlama gibi masrafların ise ödenmediğini belirterek alacak talebinde bulunmuş, davalılar ise hasat sonunda ürün paylaşılırken, tüm masrafların düşüldüğünü, 1993 yılından beri hasat alındığı halde bakım masraflarının ödenmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu nedenle de davacı tarafından yapıldığı iddia edilen masraflar yapılmış ise, bunların zamanında ödendiğini savunmuşlardır. Taraflar arasında her sene elde edilen ürünün eşit şekilde paylaşıldığı, bu paylaşımdan önce fıstık toplanmasına ilişkin hasat masraflarının da davalılar tarafından ödendiği uyuşmazlık konusu olmadığına göre, karine olarak, taşınmaza yapılan sürüm, budama gibi diğer tüm masrafların da ürün paylaşımından önce elde edilen üründen mahsup suretiyle ödendiğinin kabulü gerekir. Aksinin kabulü, hayatın olağan akışına ve dinlenen tanık beyanlarından anlaşıldığı üzere yöredeki örf ve adete de aykırıdır. Karine olarak kabul edilen bir durumun aksini ispat etmek ise bunu iddia eden Tarafa aittir. O halde davacı, taşınmaza yapmış olduğu sürüm, budama gibi masrafların, her sene ürün paylaşımından önce, davalılar tarafından ödenmediğini yasal delilerle ispat etmekle yükümlü olduğu halde, karine olarak kabul edilen bir durumun aksini yasal delillerle ispat edemediğinden mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, aksine düşüncelerle yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün, temyiz eden davalılar yararına BOZULMASINA, 750,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalılara ödenmesine, ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 26.01.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy