(406 S. K. Ek m. 18) (1086 S. K. m. 427) (4077 S. K. m. 22) (5809 S. K. m. 1, 3, 6, 13, 14, 60, 62, 67)
Dava: Taraflar arasındaki itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı sebeplerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içerisinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, telefon abonesi olan davalının aboneliği sebebiyle sabit ücret alınmaması ve ödenen sabit ücret bedellerinin tahsili talepli başvuru sonucu Narlıdere Tüketici Sorunları Hakem Heyeti Başkanlığı tarafından sabit ücret alınmaması yönünde karar verildiğini, bu kararın hukuka aykırı ve yersiz olduğunu, sabit ücretin 4502 sayılı Yasanın 12. Maddesi ile 406 sayılı Yasanın ek 18. maddesine eklenen fıkra uyarınca alındığını, kanuna uygun olduğunu, hattın aboneye tesisi karşılığında yürütülen asgari hizmetler karşılığında alındığını bildirip, Narlıdere Tüketici Sorunları Hakem Heyetinin 04.05.2008 gün ve 2008/36 sayılı kararının iptalini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, Tüketici Hakem Heyeti kararının düzeltilerek davacı tarafından alınan aylık sabit ücretin 1,27.-YTL. olarak tespitine, uygulanan sabit ücretten bu miktarın mahsubu ile fazla alınan ücretin iadesine, ileriye dönük sabit ücretin de 1,27.-YTL. olarak alınmasına karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davalının başvurusu üzerine Tüketici Sorunları Hakem Heyeti'nce, davacının abonelerinden almakta olduğu sabit ücretin alınmaması gerektiğinden başvuru gününden geriye doğru 2 senelik toplam sabit ücretin aboneye iadesine karar vermesi üzerine, bu kararın iptali talebiyle açılmış olup davalının yaptığı başvuru ile yarattığı çekişmenin giderilmesine yöneliktir. Her ne kadar davacının aldığı sabit ücretler, miktar itibariyle gerek 4077 sayılı Yasanın 22. maddesinde gerekse HUMK.'nun 427. maddesinde belirtilen kesinlik sınırının altında kalmakta ise de, yaratılan çekişme ve verilen hüküm bir yıla mahsus olmadığından ve ileriki yıllara da yönelik olduğu anlaşıldığından, kararın kesinlik sınırlarının dışında kaldığı da açık ve belirgindir. Mahkemece verilen kararda, sabit ücretle ilgili kanuni düzenlemeler tartışılmamış ve herhangi bir araştırma ve incelemede yapılmamıştır.
her şeyden önce konunun aydınlanması için, davacının abonelerinden alabileceği ücretle ilgili kanuni düzenlemelerin ne olduğunun açıklanması gerekir. 5809 sayılı Elektronik Haberleşme, Yasası'nın 1. maddesinde; Bu yasanın amacı, elektronik haberleşme sektöründe, düzenleme ve denetleme yoluyla etkin rekabetin tesisi, tüketici haklarının gözetilmesi, ülke genelinde hizmetlerin yaygınlaştırılması, kaynakların etkin ve verimli kullanılması, haberleşme alt yapı, şebeke ve hizmet alanında teknolojik gelişimin ve yeni yatırımların teşvik edilmesi ve bunlara ait usul ve esasların belirlenmesidir. biçiminde açıklanmıştır. 3. maddesinin 2. e bendinde; kurum kısaltmasından Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nun, n; bendinde tarifenin; işletmecilerin, elektronik haberleşme hizmetinin sunulması karşılığında kullanıcılardan farklı adlar altında alabilecekleri ücretleri içeren cetveli ifade edeceği belirtilmiştir.
Kurumun (Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu) görev ve yetkilerini düzenleyen 6/c maddesinde; abone, kullanıcı, tüketici ve son kullanıcıların hakları ile kişisel bilgilerin işlenmesi ve gizliliğine ait gerekli düzenlemeleri ve denetlemeleri yapmak, 6/f maddesinde; Elektronik haberleşme ile ilgili olarak Bakanlığın strateji ve politikalarını dikkate alarak, yetkili daire, tarifeler, erişim, geçiş hakkı numaralandırma, piyasa gözetimi ve denetimi de dahil gerekli düzenlemeler ile denetlemeler yapmak 6-v maddesinde, bu kanunla verilen görevlere ait yönetmelik ve sair ikincil düzenlemeleri çıkarmak yetki ve görevleri arasında sayılmıştır.
Tarifelerle ilgili 13. maddede tarifelerin nasıl düzenleneceği belirlenmiştir. Bu düzenlemeye göre, Tarife, abonman ücreti, sabit ücreti, konuşma ücreti, hat kirası ve benzeri değişik ücret kalemlerinden birisi veya birkaçı olarak tespit edilebilir, denildikten sonra 2/a maddesinde, işletmecilerin uygulayacakları tarifeleri, ilgili mevzuat ve kurum düzenlemelerine aykırı olmayacak biçimde serbestçe belirleyeceği, kurumun, (Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu) tarifelerinin onaylanması, izlenmesi ve denetlenmesine ait yöntemleri ve tarifelerin alt ve üst sınırları ile bunların uygulama usul ve esaslarını onaylayacağı buna ait usul ve esaslarda kurumun (Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu) belirleyeceği hükme bağlanmıştır. Aynı Kanunun 60. maddesinde kurumun mevzuata kullanım hakkı ve sair yetkilendirme şartlarına uyulmasını izleme ve denetlemeye kamu düzeni veya kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi için gerekli tedbirleri almaya yetkili kılınmıştır. Kanunun 62. maddesinde kurumun sektörle ilgili işlemlerine karşı açılacak davaların ilk derece mahkemesi olarak Danıştay'da görüleceği kabul edilmiştir.
Yukarıda açıklanan kanuni düzenlemelere göre işletmeciler uygulayacakları tarifeleri ilgili mevzuat ve yasal düzenlemelere aykırı olmayacak biçimde serbestçe belirler. Bu belirlemeyi yaparken 5809 sayılı Kanunun 14. maddesindeki ilkeleri gözetmek gerekir. Bu ilkeler ışığında işletmecilerin hazırlayacağı tarifeler kurumun onayı ile yürürlüğe girer Kurumun onaylamadığı bir tarifeye göre ücret alınması söz konusu olamaz.
2813 sayılı Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nun kuruluşuna ait Yasanın 5809 sayılı Kanunun 67. maddesi ile değişik 5. maddesine göre kurum Kanunlarla verilen görevleri yerine getirmek ve yetkileri kullanmak üzere kamu, tüzel kişiliğe, haiz, idari ve mali özerkliğe sahiptir. Kurum görevlerini yerine getirirken bağımsızdır. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi kuruma emir ve talimat veremez. 5809 sayılı Kanunun 62. maddesine göre kurumun sektörle ilgili işlemlerine karşı açılacak davalar ilk derece mahkemesi olarak Danıştay'da görülür. Bu halde Kurumun onayladığı sabit ücret miktar tarifesine ait işlemine karşı işletmeci hasım gözetilmek suretiyle dava açılması mümkün değildir.
Açıklanan bu ilkelere aykırı tüketici sorunları hakem heyeti kararına karşı açılan davanın kabulü gerekirken aksi düşüncelerle yazılı biçimde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarda açıklanan sebeplerle kararın temyiz eden davacı lehine BOZULMASINA, peşin alınan harcın istem halinde iadesine, 19.01.2010 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun gerektirici sebeplere ve özellikle her ne kadar 406 sayılı Kanunun ek 18. maddesine 4502 sayılı Kanunun 12. maddesi ile eklenen son fıkrası gereğince davalının sabit ücret istemesinde bir isabetsizlik yok ise de, davalının bu hakkını kullanırken yasaya, objektif iyiniyet kurallarına uygun kullanmasının zorunlu bulunmasına ve sabit telefon hizmetini tekel biçiminde sürdüren davalının belirlediği tarife şekil yönünden Telekomünikasyon kurumu tarafından onaylansa dahi içeriğinin ve belirlenen sabit ücret miktarının hizmet gereklerine uygun olup olmadığının Tüketici Mahkemelerince denetlenmesinin her zaman mümkün bulunması ve aksinin hukuk devleti olma ilkeleriyle bağdaşmayacağının tabi bulunması karşısında yerel mahkemece işin esasına yönelik verilen kararın onanması düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluk kararına katılamıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy