(1136 S. K. m. 164) (2942 S. K. m. 31)
Dava: Taraflar arasındaki vekalet ücreti alacağı davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, avukat olduğunu, davalıların vekili olarak dava dışı idareye karşı kamulaştırma harici bırakılan bir kısım taşınmazın da kamulaştırılması için dava açtığını, davayı kazandığını, aldığını kararı icra takibine koyduğunu, davalıların icra dosyasından 370.131.55 YTL tahsil etmelerine ve aralarındaki şifahi sözleşme gereğince gerek kamulaştırma dosyası ve gerekse icra dosyası için %10 oranında kendisine vekalet ücreti ödemeleri gerekmesine rağmen vekalet ücretini ödemediklerini ileri sürerek fazlaya dair haklarını saklı tutmak suretiyle şimdilik 30.000 YTL'nın kamulaştırma dosyasının kesinleşme, icra dosyası yönünden de tahsil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiş; 13.10.2008 tarihinde verdiği ıslah dilekçesi ile de talebini 40.000 YTL ye çıkarmıştır.
Davalılar davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, bilirkişi raporu esas alınarak 37.224.51 YTL üzerinden davanın kabulüne, 30.000 YTL alacağa ihtarname temerrüt (30.11.2007) bakiye alacağa da ıslah tarihinden itibaren faiz uygulanmasına karar verilmiş; hüküm, her iki tarafça temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre her iki tarafın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı bu davasında davalılara vekaleten dava dışı Ulaştırma Bakanlığına karşı kamulaştırmaya icbar davası açtığını, davayı kazandığını, kararı icra takibine koyduğunu, davalıların alacaklarını tahsil etmelerine rağmen ücretini ödemediğini, her iki dosya yönünden de aralarındaki şifahi sözleşme gereğince %10'ar oranında ücrete hak kazandığından bahisle talepte bulunmuş; davalılar, dava dışı idarenin taşınmazlarının kalan kısmını da kamulaştırmayı kabul ettiğini, davacının gerekmediği halde dava açtığını savunmuşlardır. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise, davacı avukatın dava dışı Ulaştırma Bakanlığı Uzlaştırma Komisyonunun önerdiği 247.465 YTL'nı kabul etmemekle davalılara tahakkuk etmiş 80.000 YTL faiz alacağı kazandırdığı, bu sebeple davacının hüküm altına alınan alacağın ve işlemiş faizinin Avukatlık Kanunu'nun 5043 Sayılı Kanun ile değişik 164/4 maddesi hükmü uyarınca %10-20 arasında bir ücret hak kazandığı, ancak davacının talebinin %10 olduğu, aldığı mahkeme ilamını davacı avukatın ayrıca icra takibine koymasının ayrı bir ücreti tabi olmadığı buna göre kamulaştırmaya icbar davacı yönünden talep edilebilecek toplam miktarın 37.224.51 YTL olduğu belirtilmiş ve mahkemece de bu miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmiştir. Oysaki 2942 Sayılı Kamulaştırma yasasının "Yasak İşler ve Eylemler" başlığını taşıyan 31.maddesinin (e) bendinde "kamulaştırma bedelinin tamamının veya bir kısmının avukat veya dava vekili veya onlar adına hareket edenlere ait olacağının kararlaştırılamayacağı" hüküm altına alındıktan sonra aynı Kanun'un 32 maddesinde aksine davranışın suç olduğu belirtilmiş, 33. maddesinde de bu suçun müeyyidesi öngörülmüştür. Kanun'un bu açık düzenlenmeleri karşısında davacı avukat, Fatih l. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2004/291 esas sayılı dosyası ile hüküm altına alınan miktarın %10'u üzerinden talepte bulunamaz. Mahkemenin de kabulünde olduğu gibi dava dışı Ulaştırma Bakanlığı Uzlaştırma Komisyonu, davalılar vekili olan davacıya 15.8.2005 tarihli tutanak başlıklı belge ile 247.465. YTL önermiş; davacı davalılar vekil olarak bu öneriyi kabul etmemiştir. Bu durumda davacı reddettiği bu miktar alacağın vekalet ücretini davalılardan isteyemez. Hal böyle olunca davalılara kazandırdığı yalnızca 80.000 YTL faiz alacağının vekalet ücretin ister. Mahkemenin bu yönü gözardı ederek yazılı şekilde hüküm tesis etmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3-Davacı, bu davasında davalılar vekili olarak takip ettiği Fatih 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2004/291 esas ve 2007/45 karar sayılı ilamını davalılara vekaleten Beyoğlu 4.İcra Müdürlüğünün 2007/5146 esas sayılı takip dosyası ile takibe koyduğunu, bu takip sebebiyle anılan dosya yönünden de ücrete hak kazındığını savunarak talepte bulunmuştur. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise "ilamın icrasının ayrı bir ücrete tabi olamayacağı" gerekçesiyle vekalet ücreti hesaplaması yapılamamıştır. Oysaki davacı avukatın aldığı ilamı herhangi bir ücret almaksızın icra takibine koyacağına dair olarak herhangi bir yasal düzenleme yoktur. Aksine verdiği hizmetin karşılığını istemek onun en doğal hakkıdır. Hal böyle olunca icra Vekalet Ücreti alacağı yönünden de hesaplama yapılmalı, sonucuna uygun bir karar verilmedir. Mahkemenin davacının bu yöndeki talebini tümden reddetmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
4-Davacının gönderdiği ihtarname ile davalıları 3.11.2007 tarihi itibarıyle temerrüde düşürdüğü mahkemenin de kabulündedir. Nitekim asıl dava için hükmedilen miktara bu tarih itibarıyle faiz işletilmiştir. Davalılar dava tarihinden önce temerrüde düşürülmüş olduklarına göre ıslahla hüküm altına alınan miktara da temerrüt tarihinden itibaren faiz işletilmelidir. Bu yönün gözetilmemiş olması da doğru değildir.
Sonuç: Yukarıda birinci bentte açıklanan sebeple tarafların diğer temyiz itirazlarının reddine, temyiz olunan kararın ikinci bentte açıklanan sebeplerle davalı, üçüncü ve dördüncü bentte açıklanan sebeplerle de davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde taraflara iadesine, 23.03.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy