(818 S. K. m. 182, 184, 189, 190, 193)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, davalının sahibi olduğu 1991 model kartal marka aracı Noterden 28.11.2003 tarihli sözleşme ile satın aldığını, aracı adına trafikte kaydını yaptırdıktan sonra aracın motor ve şase numarasının değiştirildiğinin tespit edildiğini, bilahare aracın çalıntı olduğu iddiası ile emniyetçe 15.5.2007 tarihinde zaptedildiğini, davalının ayıplı mal sattığını ileri sürerek aracı kullanamamaktan doğan zararı olarak fazla hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 6500,00 YTL nin 31.07.2007 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini istemiştir.
Davalı, satın aldığı aracı davacıya 28.11.2003 tarihinde Noterden sattığını kendisine kusur izafe edilemeyeceğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece aracın dava tarihindeki rayiç değeri bilirkişi raporu ile belirlenerek 5500,00 YTL alacağın 31.07.2007 tarihinden faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının trafikte kayıtlı aracı noterde resmi şekilde düzenlenen kati satış sözleşmesi ile davalıdan satın aldıktan sonra aracın çalıntı olması nedeniyle emniyetçe 15.05.2007 tarihinde zapt edildiği ve aracın davacı elinde olmadığı tarafların ve mahkemenin kabulündedir.
Davacı ile davalı arasında B.K. md. 182 ve ardından gelen hükümlerle taşınır satım sözleşmesi (md. 184) ilişkisi kurulduğunun ve aracın teslim edildiği konusunda bir uyuşmazlık yoktur. Davacı aracın elinden alındığını ileri sürdüğüne göre, burada satıcının borçları kapsamındaki zapta karşı sağlama (tekeffül) borcunu düzene koyan B.K. md. 189/193 uygulama alanı bulur. Zapta karşı sağlama borcu ise, borcun yerine getirilmesinden sonra satılanın üçüncü bir kişi tarafından üstün bir hak nedeniyle elinden alınmasından (zapdedilmesinden) ya da satılan üzerindeki yararlanma hakkının sınırlanmasından, satıcının sorumlu olmasıdır. Zapta karşı sağlama (tekeffül) borcunun doğumu için; satılanın alıcıya teslim edilmiş olması, satılanın teslim edilmesinden sonra üçüncü kişinin dava açması, sözleşmenin kurulması sırasında satılanın üzerinde üçüncü kişinin hakkı olması ve de sözleşmenin kurulması anında alıcının zapt tehlikesini bilmemesinin gerekli olması koşullarının bir arada gerçekleşmesi zorunludur. Şu da var ki, zapta karşı sağlama borcu nedeniyle satıcının sorumluluğu için yukarıda sayılan koşulların birlikte gerçekleşmesi yetmez. Ayrıca yasada belirtilen yükümlülükleri alıcı tarafından yerine getirilmesi de gerekir. (B.K. 190). İşte, satıcının sağlama borcunun gerçekleşmesi durumundadır ki, alıcı, B.K. md. 193'de düzenlenmiş hakları kullanma yetkisini kazanmış olur.
Dava konusu olayda, davacıya satılıp teslim edilen araç, motor ve şasi numarasının sahte olduğundan bahisle davacı elinden 15.5.2007 tarihinde alınarak Emniyetçe zapt edilmiştir. Davacı hakkında Nallıhan Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan soruşturma sonucunda dava konusu aracın motor ve şasi no’larının değiştirildiği başka bir aracın numaralarının taklit edilerek sonradan vurulduğu, aracın bir çok el değiştirdiği, aracın motor ve şasi numaralarının değiştirildiğini bilmeden alan ve satanların kusurunun bulunmadığından davacı hakkında 22.05.2007 tarihinde takipsizlik kararı verildiği ve araca Bolu trafik şubesinde sahte plaka çıkartıldığı anlaşıldığından aracın ilk maliki olarak gözüken şüpheli ...... işlem yapılması için kararın Bolu C. Savcılığına gönderilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır. Bolu C. Savcılığınca henüz Şüpheli ilk malik ve aracı ilk trafiğe çıkartan trafik şube müdürlüğü görevlileri hakkında bir soruşturma açılmadığı belirtilmiştir. Öyle ki, “zapta karşı teminat hükümlerinin uygulanabilmesi için satılan ve alıcıya teslim edilmiş bulunan malın kazai merciler tarafından verilmiş bir karara dayanılarak zaptedilmiş olması lazımdır. Yukarıda açıklanan nedenlere göre dava konusu aracı davacı davalıdan 28.11.2003 tarihinde satın alıp adına kayıt ettirdiğine göre ancak aracın iadesi koşulu ile alacağının tahsilini isteyebilir. Sözleşmeye konu aracın iadesinin mümkün olup olmadığı mahkemece araştırılmamıştır. Aracın iadesinin mümkün olup olmadığı araştırılarak, davacının elinde olmayan nedenlerle iade edilemeyeceği anlaşılırsa şimdiki gibi eğer aracın davacıya iadesi mümkün ise aracın davalıya iade edilmesi koşulu ile karar verilmesi gerekirken Yerel mahkemece, tüm bu yönlerin gözetilmemesi, usul ve yasaya aykırı olup hükmün bozulmasını gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, hükmün, davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 10.07.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)