(4077 S. K. m. 4, 13) (Garanti Belgesi Uygulama Esaslarına Dair Yönetmelik m. 14)
Dava: Taraflar arasındaki araç bedelinin ödenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı sebeplerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içerisinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalıdan 1.7.2005 gününde araç satın aldığını, motor arızası sebebiyle birçok kez servise götürdüğünü, 9.5.2007 gününde motor arızası sebebiyle servise teslim ettiğinde motor değiştirme işlemine girildiğini, 30 işgünü geçmesine rağmen aracın tamir edilerek teslim edilmediğini, ayrıca araçtaki esaslı hata sebebiyle aracın kabulünün mümkün olmadığını ileri sürerek, ödemiş olduğu satış bedelinin kanuni faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, onarımın 30 işgünü içinde yerine getirilememesinde davacının kusurlu olduğunu, bedel iadesinin kanuni koşullarının oluşmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, 30 günlük tamir süresinin aşılmasında davalıdan kaynaklanmayan motor bloğunun yurtdışından ithali ve davacıdan kaynaklanan vekaletname düzenlenmesinde meydana gelen gecikmenin etken olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, 1.7.2005 gününde satın aldığı aracın defalarca arızalandığını, kanuni tamir süresinin aşıldığını, araçtaki esaslı hata sebebiyle aracın kabulünün mümkün olmadığını ileri sürerek, ödemiş olduğu bedelin tahsilini talep etmiş, davalı ise kanuni tamir süresinin aşılmasında davacının kusurlu olduğunu, bedel iadesi şartlarının oluşmadığını savunmuştur. Dava gününde yürürlükte bulunan 4822 s. kanun ile değişik 4077 s. Tüketicinin Korunması Hakkındaki Yasanın 4. maddesi hükmü gereğince tüketici satın aldığı malın ayıplı olduğunun anlaşılması halinde satıcıdan, verdiği bedelin iadesini, ayıp nispetinde bedelin tenzilini, ayıbın giderilmesi için gerekli onarımın yapılmasını, son olarak da aracın yenisi ile değiştirilmesini isteyebilir. Aynı Yasanın 13. maddesinin 3. fıkrasında da Tüketici onarım hakkını kullanmışsa, garanti süresi içinde sık arızalanması sebebiyle maldan yaralanamamasının süreklilik arz etmesi veya tamiri için gereken azami sürenin aşılması veya tamirin mümkün bulunmadığının anlaşılması halinde, 4. maddede yer alan sair seçimlik haklarını kullanabilir hükmü bulunmaktadır. Öte yandan 14.06.2003 tarih ve 25138 s. Resmi Gazetede yayımlanan Garanti Belgesi Uygulama Esaslarına Dair Yönetmeliğin 14. maddesinde de tüketicinin onarım hakkını kullanılmasına rağmen malın tüketiciye teslim edildiği tarihten itibaren, belirlenen garanti süresi içinde kalmak kaydıyla bir yıl içerisinde; aynı arızanın ikiden fazla tekrarlanması veya farklı arızaların dörtten fazla meydana gelmesi veya belirlenen garanti süresi içinde farklı arızaların toplamının 6'dan fazla olması unsurlarının yanı sıra bu arızaların maldan yararlanamamayı sürekli kılması ve tamir için gereken azami sürenin aşılması durumunda tüketicinin bedel iadesi talep edebileceği hükmü mevcuttur. Açıklanan bu Yasa ve Yönetmelik hükümleri ışığında dava konusu olaya bakılacak olursa, davacı tarafından 15.6.2005 gününde satın alınan araçta birçok kez arıza meydana geldiği, 16.9.2006, 28.9.2006, 14.12.2006, 21.4.2007 ve 9.5.2007 tarihlerinde aracın servise girdiği, ikiden fazla aynı nitelikte aracın motoru ile ilgili arızanın oluştuğu, onarım ve parça değişikliği işlemlerinin yapıldığı, son olarak 9.5.2007 gününde servise girdiğinde motor bloğunun değiştirilmesine karar verilerek aracın 30 işgünü geçtikten sonra 26.6.2007 gününde teslime hazır getirildiği, kanuni tamir süresinin aşılmasında davacının kusurunun bulunmadığı, dosyada mübrez bilirkişi raporuna göre de aracın motorunda eksantrik zincir kapağında tesbit edilen çatlak ve kapak değiştirilirken silindirlerde tesbit edilen çizilmenin kullanıcıdan kaynaklanmayan imalat hatasından kaynaklanan gizli nitelikte ayıp olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca mahkemece az yukarıda açıklanan kanun ve yönetmelik hükümleri ile maddi olgular dikkate alınarak oluşacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile yazılı biçimde davanın reddine karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle temyiz edilen kararın temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istem halinde iadesine, 21.01.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy