(818 S. K. m. 253, 275)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki muarazanın meni davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı sebeplerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içerisinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Davacı, 01.10.2000 başlangıç günlü yazılı kira sözleşmesi ile davalının 8 yıldır kiracısı olduğunu, ancak davalının, oğlu E. ile kira sözleşmesi yapmış gibi onun aleyhine icra takibi yaptığını ve tahliye kararı aldığını ileri sürerek, muarazanın men'ine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacı ile yapılan 01.10.2000 başlangıç günlü yazılı kira sözleşmesinin terk nedeniyle sona erdiğini, davacının oğlu E.'in kira sözleşmesinin kendisi adına devamını istediğini, böylece E. ile 01.10.2006 gününde sözlü kira sözleşmesi yaptıklarını, 2006 yılı Aralık ayından sonra kira bedellerinin ödenmediğini, bu sebeple E. hakkında icra takibi yaptığını ve tahliye kararı aldığını, kararın kesinleştiğini savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının evden ayrılması sebebiyle davacının oğlu Emir ile davalının kira sözleşmesi yaptıkları, bu tarihten sonra apartman giderlerinin de davacının çocukları tarafından ödendiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı ile davalı arasında 01.01.2000 başlangıç günlü bir yıl süreli yazılı kira sözleşmesi düzenlendiği, davalı tarafından davacının oğlu dava dışı E. B. hakkında 01.10.2006 günlü şifahi kira sözleşmesine dayanarak 16.05.2007 gününde 2007 yılı Ocak, Şubat, Mart, Nisan ve Mayıs aylarının kira bedellerinin tahsiline ait icra takibi başlatıldığı, borca itiraz edilmediğinden İstanbul İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2007/849 Esas, 2007/1177 Karar s. dosyası ile tahliye kararı verildiği konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı, 01.01.2000 başlangıç günlü yazılı kira sözleşmesinin ve kiracılık sıfatının devam ettiğini ileri sürerek eldeki davayı açmış, davalı ise 01.10.2006 gününden itibaren davacının oğlu E. ile şifahi kira sözleşmesi yaptıklarını, yazılı kira sözleşmesinin sona erdiğini savunmuştur. Mahkemece, davacının evi terk etmesi sebebiyle davalı ile davacının oğlu E.'in anlaştıkları, aksi durumda davalının E. hakkında icra takibi yapması, ihtarname göndermesi ve tahliye kararı aldırmasının hayatın olağan akışına uygun olmayacağı, apartman giderlerinin de davacının çocukları tarafından ödendiği gerekçe gösterilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, dava gününden sonra 22.04.2008 gününde davalı tarafından davacı hakkında başlatılan Kartal 3. İcra Müdürlüğü'nün 2008/2277 Esas s. icra dosyası dikkate alınmamıştır. Davalı kiralayan, iş bu icra dosyası ile 01.10.2000 günlü yazılı kira sözleşmesini sebep göstererek, daha önce E. hakkında yapılan icra takibi ile istenilen 2007 yılı Ocak, Şubat, Mart, Nisan ve Mayıs dönemlerini de kapsayacak biçimde ödenmeyen kira bedellerinin tahsili için adi kiraya ve hasılat kiralarına ait takip başlatmış, borçlu yani kiracı olarak ta davacıyı göstermiştir. Davalı kiralayan, dava gününden sonra bu takibi yapmakla, 01.10.2000 gününde davacı ile aralarında kurulan kira sözleşmesi ilişkisinin devam ettiğini kabul etmiştir. Öyle olunca mahkemece, davanın kabulüne, davacı ile davalı arasında 01.10.2000 başlangıç günlü yazılı kira sözleşmesi ilişkisinin devam ettiğinin tespitine karar verilmesi gerekirken, bu yön gözardı edilerek yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarda açıklanan sebeplerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 15.60.-TL temyiz harcının istem halinde iadesine, 25.01.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy