(1086 S. K. m. 288) (2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı sebeplerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içerisinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı köy tüzel kişiliğinin bir kısım inşaat malzemesi satın alarak köyde kullandığını, malların sevk irsaliyesi ile teslim edildiğini, fatura bedellerinin ödenmemesi sebebi ile icra takibi yapıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek, itirazın iptali, takibin devamı ve inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı köy tüzel kişiliğini temsilen köy muhtarı, Köy-des projesi kapsamında Vize Kaymakamlığı'nca kanalizasyon yapım işinin dava dışı müteahhide verildiğini, köylü olarak daha sağlıklı olması açısından beton büz boru yerine plastik boru kullanılmasını istediklerini ve aradaki fiyat farkı 5.000 YTL'yi de müteahhide ödemeyi üstlendiklerini, malzemenin müteahhit tarafından davacıdan satın alınarak köyde kullanıldığını, davacı ile aralarında herhangi bir akdi ilişki bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, satış teslim ettiği mal bedelinin ödenmediği gibi, girişilen icra takibine de haksız itiraz edildiğini ileri sürerek eldeki davayı açmış olup, somut olayda yanlar arasında yazılı bir sözleşme bulunmamaktadır. Davalı akdi ilişkiyi inkar etmiştir. Bu ilişkinin varlığı (HUMK.nun 288. maddesi gereğince) davacı tarafından kanuni deliller ile ispat olunamamıştır. Fatura düzenlenmesi ve itiraza uğramamış olması tek başına akdi ilişkinin varlığının ve malların teslim edildiğinin ispatı için yeterli değildir. Davacı tarafından dayanılan sevk irsaliyeleri de başka bir şirkete ilişkin olup, kabulün aksine malın kime teslim edildiği belirli değildir, kaldı ki malzemenin kaymakamlıkça köyde yapılan proje çerçevesinde kullanıldığı sabit olup taraflar arasındaki akdi ilişkiyi ispat etmeye yeterli değildir. Uyuşmazlık konusu miktara göre de hukuki işlem tanıkla ispat olunamaz. Ne var ki, davalı tanık dinlenilmesine muvafakat etmiştir. Davacı tanıkları malın dava dışı müteahhit tarafından satın alındığını beyan etmişlerdir. Toplanan delillerden davacının iddiasını kanuni delillerle ispat edemediği anlaşılmıştır. Bu halde davanın reddine karar verilmesi gerekir. Ancak davacı, delil listesinde diğer kanuni deliller demek suretiyle yemin deliline de dayanmış sayılacağından davacıya bu hakkı hatırlatılmalı ve sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Bu hususun göz ardı edilerek yazılı biçimde hüküm tesis edilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarda açıklanan sebeplerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, peşin alınan 234.30.-TL temyiz harcının istem halinde iadesine, 25.01.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy