(1086 S. K. m. 381, 388)
Dava: Taraflar arasındaki istirdat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı şirket, davalıdan davaya konu taşınmazı kiraladıklarını, diğer davacıların ise kefil olarak sözleşmeyi imzaladıklarını, kira dönemi sona ermeden 24.10.2005 tarihinde taşınmazı tahliye ederek davalıya teslim ettiklerini, davalının tüm kira dönemi için icra takibinde bulunduğunu, kısmen itirazda bulunarak itiraz edilmeyen kısmın 22.11.2005 tarihli haciz sırasında ödendiğini, ancak davalının ihtiyati haciz kararı aldığı için 5.1.2006 tarihinde 4.000 TL'nin haciz baskısı altında ödendiğini belirterek Bodrum 1. İcra Müd. 2005/1958 Sayılı dosyasına yapılan ihtiyati haciz işleminin iptalini ve ödenen 4.000 TL'nin iadesini talep etmiştir.
Davacılar vekili 1.3.2007 tarihli ıslah dilekçesi ile; dava dilekçesindeki taleplere ek olarak 22.11.2005 tarihinde fazladan ödenen 1.669,47 TL ve 23.11.2006 tarihinde ödenen 11.785 TL'nin ödeme tarihinden itibaren avans faizi ile tahsilini talep etmiştir. Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, icra mahkemesince verilen görevsizlik kararından sonra kesinleşmesi ile birlikte gönderilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığı, halde mahkemece yargılamaya devam olunduğu, ayrıca istirdat davası niteliğinde olan davanın 1 yıllık hak düşürücü sürede açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
1) HUMK'nun 381. maddesi gereğince mahkeme, hazır olan tarafların iddia ve savunmalarını dinledikten sonra yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Kararın tefhimi en az, aynı Yasa'nın 388. maddesinde belirtilen hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. H.U.M.K.nun 388 /son maddesi gereğince de istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
Temyize konu hükmün gerekçesinde, icra mahkemesince verilen görevsizlik kararından sonra kesinleşmesi ile birlikte mahkemeye gönderilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığı halde mahkemece yargılamaya devam olunduğu belirtilerek davanın usul yönünden, davanın istirdat davası niteliğinde olması sebebiyle 1 yıllık hak düşürücü sürede açılmadığı gerekçesiyle davanın esastan reddine karar verilmek suretiyle, davanın hangi gerekçe ile reddine karar verildiğinin açık ve anlaşılır şekilde yazılmamıştır. Zira, usuli sebeple davanın reddi halinde, bu durum işin esasının incelenmesine engel teşkil eder. Bu itibarla H.U.M.K.'nun 388. maddesine uygun olarak hüküm kurulmamış olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2) Bozma nedenine göre davacıların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte açıklanan sebeplerle temyiz edilen hükmün bozulmasına, 2. bent gereğince davacıların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan 14.00 TL. temyiz harcının istenmesi halinde iadesine, 30.5.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy