(818 S. K. m. 158)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne fazlaya ilişkin talebin reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı davacı avukatınca duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat H. Ö. ile davacı vekili avukat gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalıdan 28.09.2007 tarihli sözleşme ile satın aldığı taksiler üzerine yapılacak reklamlarda kullanılmak üzere 3 adet reklam kalıbı ile 50 adet hazır reklam kanopilerinin teslim edilmemesi nedeni ile ödediği satış bedeli ile sözleşmede kararlaştırılan 30.000 Euro cezai şartın faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, 13650 TL alacak ve 6000 TL cezai şartın dava tarihinden faizi ile davalıdan tahsiline, fazla talebin reddine karar verilmiş, hüküm davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, ifa edilmeyen sözleşme gereğince ödenen ücretin istirdatı ve sözleşmede kararlaştırılan cezai şartın tahsili hakkındadır. Taraflar arasındaki 28.09.2007 tarihli sözleşmede sözleşmeye uymayan tarafın diğer tarafa 30.000 EURO cezai şart ödeyeceği kararlaştırılmıştır. Borçlar Kanunu'nun 158. ve devamı maddelerinde düzenlenen cezai şart, sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi halinde borçlunun belirli bir miktar para ödeme taahhüdüdür. Anılan maddenin 1. fıkrasında seçimlik cezai şart, 2. fıkrasında ise ifaya eklenen cezai şart düzenlenmiştir. Seçimlik cezai şartın düzenlendiği Borçlar Kanunu'nun 158. maddesinin 1. fıkrasında, Akdin icra edilmemesi veya natamam olarak icrası halinde tediye edilmek üzere cezai şart kabul edilmiş ise hilafına mukavele olmadıkça alacaklı, ancak ya akdin icrasını veya cezanın tediyesini isteyebilir. hükmü mevcut olup, madde metninden de açıkça anlaşıldığı üzere sözleşme hiç ya da gereği gibi yerine getirilmediği takdirde aksine kararlaştırma yoksa alacaklı ya edimin ifasını ya da cezai şartın ödenmesini isteyebilir, ikisini bir arada talep etmesi mümkün değildir. Borçlar Kanunu'nun 158. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen Akdin muayyen zamanda veya meşrut mahalde icra edilmemesi halinde tediye olunmak üzere cezai şart kabul edilmiş ise, alacaklı hem akdin icrasını, hem meşrut cezanın tediyesini talep edebilir. Meğerki alacaklı bu hakkından sarahatan feragat etmiş veya kayıt dermeyan etmeksizin edayı kabul eylemiş olsun hükmünü taşıyan ifaya eklenen cezai şartta ise, alacaklı akdin ifası ile birlikte cezai şartın ödenmesini de talep edebilir. Bu açıklamaların ışığı altında dava konusu olaya bakacak olursak, taraflar arasındaki sözleşmedeki kararlaştırma, az yukarda açıklanan BK. 158/1 maddesinde düzenlenmiş olan seçimlik cezai şart niteliğinde olup, alacaklı sözleşmeye aykırılık halinde ya cezai şartı ya da akdin ifasını isteyebilir. Davacıdan davadaki öncelikli talebinin sorularak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken aksi düşüncelerle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2- Bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Sonuç: 1. bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, 2. bentte açıklanan nedenlerle tarafların temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 750,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 265,70'şer TL peşin alınan temyiz harcının istek halinde taraflara iadesine, 20.10.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy