(2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalının 20.7.2001 vadeli senede dayanarak, 16.700,00 TL asıl alacak, 20.659,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 37.659,00 TL üzerinden hakkında takip başlattığını, oysa ki avukatı tarafından davalıya karşı açılan Taşköprü Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2005/94 esas sayılı dava dosyasına, davalı tarafından bizzat kendi el yazısı ile verilmiş olan 29.12.2005 tarihli dilekçede, takip konusu senedin bedelsiz olduğunun ikrar edildiğini, bu durumda 20.7.2001 tarihli senet bedeli ve işlemiş faizinden sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek, takip sebebiyle borçlu olmadığının tespitine, %40 inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacıdan senet sebebiyle alacaklı olduğunu, Taşköprü Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2005/94 esas sayılı dava dosyasındaki savunmalarının davaya konu alacakla ilgisi olmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, senetteki imzanın inkar edilmediği, ancak senedin tanzim tarihinin, vade tarihinden sonra olması sebebiyle kambiyo senedi niteliğinde bulunmayıp, yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğu, dinlenen tanık beyanlarına göre de davanın kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2) Davalı, davacının keşidecisi, kendisinin de lehtarı olduğu, 20.7.2001 vade, 6.7.2002 tanzim tarihli, 16.700,00 TL bedelli senet nedeniyle, işlemiş faiziyle birlikte toplam 37.659,00 TL alacak miktarı üzerinden takip başlatmış olup, davacı iş bu davada, başlatılan icra takibi sebebiyle borçlu olmadığının tespitini istemiştir. Davacı, kambiyo senedi niteliğinde bulunmayan, ancak kendisi tarafından imzalandığını kabul ettiği 16.700,00 TL bedelli senet sebebiyle davalıya borçlu olmadığını ispat edememiştir. Ne var ki davalı alacaklı icra takibinde, senedin vade tarihinden itibaren toplam 20.659,29 işlemiş faiz isteminde de bulunmuşsa da, takip konusu senedin vade tarihi, tanzim tarihinden önce olduğundan, böyle bir senetle alacağın kesin vadeye bağlandığını kabul etmek mümkün değildir. Davacının takipten önce temerrüde düşürüldüğü de ispat edilemediğinden, mahkemece, 20.659,29 TL'lik işlemiş faiz miktarı yönünden davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerekirken, açıklanan bu husus göz ardı edilerek, davanın tümüyle reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Birinci bent gereğince davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan sebeplerle temyiz edilen kararın davacı yararına BOZULMASINA, 07.06.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy