(1086 S. K. m. 230, 388, 389) (818 S. K. m. 355, 358)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı N.T. tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde taraflardan gelen olmadığından incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verdikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalılardan satın alıp bedelini ödediği dairenin zamanında teslim edilmediğini, eksik işlerinde bulunduğunu ileri sürerek eksik işler bedeli ile kira kaybı olarak toplam 7200 TL.'nın tahsilini istemiş, 13.04.2009 tarihli ıslah dilekçesi ile de talebini 42.753,00 TL'na yükseltmiştir.
Davalı N. davaya cevap vermemiş, diğer davalılar davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece alınan bilirkişi raporu benimsenmek suretiyle, davalı şirket hakkındaki davanın husumet yönünden reddine, eksik iş bedeli 19.700 TL'nin davalı N.T. ve diğer davalı kooperatiften tahsiline, 20.053,00 TL ecrimisil alacağının davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı N.T. tarafından temyiz edilmiştir.
1 - Davalı N.T. davaya cevap vermemiş olup, bu durumda davayı inkar ettiğinin kabulü gerekir. Hal böyle olunca davacının hukuki ilişkiyi yasal delillerle ispatlaması zorunludur. Davacı eldeki davada tarihsiz adi yazılı sözleşmeye dayanmış ise de, davalı davaya cevap vermeyerek davayı inkar ettiği gibi, temyiz dilekçesinde de sözleşme altındaki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürmüştür. Bu itibarla, mahkeme öncelikle davalı N.T. isticvap edilerek sözleşme içeriği ve altındaki imzaya karşı diyecekleri sorulmalıdır. Davalının sözleşmedeki imzayı inkar etmesi ve yetkili temsilcisine ait olmadığını savunması halinde ise imzanın gerçekten davalıya veya yetkili temsilcisine ait olup olmadığı hususunda deliller toplanıp gerektiğinde bilirkişi incelemesi yapılmalıdır. İmzanın davalıya veya temsilcisine ait olduğunun tespiti halinde ise şimdiki gibi karar verilmesi gerekir. İmzanın davalıya veya yetkilisine ait olmadığının tespit edilmesi halinde ise, davalının sözleşme içeriğinden sorumlu olmadığı kabul edilerek bu defa dairenin teslim edileceğinin kararlaştırıldığı tarihi davacının ispat etmesi gerektiği benimsenmelidir. Her ne kadar dava konusu daireye ait arsa payı davacı adına tescil edilmiş ise de, bu husus davacının dayandığı sözleşme içeriğinin doğru olduğunu da göstermez mahkemece değinilen bu yön gözetilerek, davalı isticvap edilerek beyanının alınması, imzanın davalıya veya temsilcisine ait olmadığının belirlenmesi ve sözleşme içeriğinin de davalı tarafından kabul edilmemesi halinde dairenin teslim tarihi hususunda davacıdan tüm delilleri alınarak dairenin teslim edileceği tarihin belirlenmesi ve sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
2 - Davacı eldeki davada 3. kişiyi hasım göstererek dava açmış, mahkemece davalı şirket aleyhindeki dava husumetten reddedilmiş ve ecrimisil alacağı yönünden ise davalı adı zikredilmeksizin 20.053 TL'nın davalı taraftan tahsiline karar verilmiştir. 20.053 TL kira kaybının hangi davalıdan tahsil edileceği belirtilmediği için hüküm bu haliyle infazda tereddüt yaratacak niteliktedir. Oysa ki hükmün açık ve anlaşılabilir olması gerekir. Mahkemenin değinilen bu yönü de göz ardı ederek yazılı şekilde karar vermesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, temyiz olunan kararın davalı N.T. yararına bozulmasına, peşin temyiz harcının istek halinde iadesine, 05.10.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy