(2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı şirket, ortaklarının birer daire sahibi olması için, dava dışı arsa sahipleri ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi yaparak, Ankara ili Çankaya ilçesi, Karakusunlar Mahallesi, 2 parsel no'lu taşınmaz üzerinde inşaata başladıklarını, zemin katın ilerde çekilecek kurada problem yaratacağı düşünüldüğünden, zemin kattaki daireler için şirkete ortak alınmayarak, bu dairelerin doğrudan satışına karar verildiğini, davalının da, inşaa edilen binanın zemin katında bulunan 1 no'lu bağımsız bölümünü, maliyet + 10.000 DM bedelle satın almak amacıyla 14.09.2000 tarihinde müracaatta bulunduğunu, talebinin uygun görülmesi üzerine davalıyla 20.02.2001 tarihli sözleşmenin imzalandığını, bağımsız bölüme ilişkin tapunun da, 8.7.2002 tarihinde arsa sahipleri aracılığıyla davalıya devredildiğini, halen inşaat devam ettiğinden, yapı masraflarının da devam ettiğini, dairelerin her bir ortağa maliyetinin 169.000,00 DM'yi bulduğunu, davalının ise, şirketin ortağı olmadığından bahisle, tapuyu devraldıktan sonraki giderlere katılmak istemediğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine de itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, %40 inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, kooperatif gibi faaliyet gösteren davacı şirketin ortağı olmadığını, daireyi anahtar teslimi şeklinde satın alıp, tapu devrine kadar da tüm ödemeleri yaptığını, daha önceki şirket yönetimi tarafından borcunun kalmadığı bildirilerek, teminat amacıyla vermiş olduğu senetlerin de, iade edildiğini, davacı Şirkete borçlu olmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, daha önce, bir şirket ortağı tarafından, şirkete karşı açılarak kesinleşen Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesine ait 2002/991 esas, 2006/51 karar sayılı davada, bir daire bedelinin 91.186 Euro Olduğunun belirlenmesi nedeniyle, davalının sözleşme gereğince ödemesi gereken 10.000 DM'nin de (5.112,92 TL) buna ilavesiyle, toplam bedelin 96.298,92 Euro'ya tekabül ettiği, davalının ise toplam 132.263 DM (67.625 Euro) ödediği, aradaki fark Üzerinden 28.673,92 Euro bakiye borcunun kaldığı, bu nedenle davacının takip konusu 11.558,88 TL asıl alacak ve 934,63 TL işlemiş faizi talep etmekte haklı olduğu belirtilerek, davanın kısmen kabulüne, davalının Ankara 31. İcra Müdürlüğünün 2007/3176 E. sayılı takip dosyasına ilişkin itirazının, 11.558,88 TL asıl alacak ve 934,63 TL işlemiş faiz yönünden iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, % 40 icra inkar tazminatı talebinin ise reddine karar verilmiş, hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, taşınmaz satım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, davacı şirketin, ortaklarının birer daire sahibi yapılması amacıyla, kooperatif gibi faaliyet göstermek üzere kurulduğu, bu amaçla dava dışı arsa sahipleriyle imzalanan kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince, Ankara ili, Çankaya ilçesi, Karakusunlar Mahallesi 2 parsel no'lu taşınmaz üzerinde inşaata başlandığı, şirketle ortakları arasındaki ilişkinin, kooperatif şeklinde, aidat ödemeleriyle yürütüldüğü, ilerde çekilecek kurada problem yaratmaması düşüncesiyle, zemin kattaki daireler için şirkete ortak alınmayarak, şirket tarafından bu dairelerin doğrudan satışına karar verildiği, davalının, inşaa edilen binanın zemin katında bulunan 1 no'lu bağımsız bölümü, maliyet + 10.000 DM bedelle satın almak amacıyla, 14.09.2000 tarihinde şirkete yaptığı başvuru üzerine, taraflar arasında 20.02.2001 tarihli sözleşmenin imzalandığı, söz konusu bağımsız bölüme ilişkin tapunun da, 8.7.2002 tarihinde arsa sahipleri aracılığıyla davalıya devredildiği, dava tarihi itibariyle inşaatın iskan raporunun alınmadığı, yapı masraflarının da halen devam ettiği anlaşılmaktadır.
Davacı şirket, yapıya ilişkin devam eden masraflar nedeniyle davalının ödemesi gereken miktarın tahsili için takip başlatmış, davalı ise, şirkete ortak olmadığını, anahtar teslimi şeklinde yapılan satış gereğince ödemesi gereken tüm bedeli ödediğini, tapunun devir edildiğini, verdiği teminat senetlerinin de iade edildiğini belirterek davacı şirkete borçlu olmadığını savunmuştur. Görüldüğü üzere, taraflar arasındaki uyuşmazlık, devam eden yapı masraflarından davalının sorumlu olup olmadığı, sorumlu ise, hangi miktara kadar sorumlu olduğu noktasında toplanmaktadır.
Davalının, davacı şirketten ortaklık şeklinde değil, doğrudan satış yoluyla daire satın aldığı konusunda, taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığına göre, ödenmesi gereken satış bedelinin dolayısıyla davalının sorumluluğunun tespitinde de, tarafların serbest iradelerine göre yapılan sözleşme hükümlerinin esas alınması gerektiği kuşkusuzdur. Taraflar arasındaki, 20.2.2001 tarihli satış sözleşmesinin 3. maddesinde, Alıcı söz konusu daireyi, maliyet bedeli+10.000 DM bedelle satın alacaktır. Hükmü mevcut olup, bu kararlaştırmaya göre, davalının satın almış olduğu dairenin satış bedelinin, maliyet bedeli+10.000 DM olduğunun, davalının sorumluluğunun da, belirlenecek bu miktarla sınırlı olduğunun kabulü gerekir. Yine sözleşmedeki bu açık kararlaştırma gereğince, tapunun devredilmiş olması, davalıyı sorumluluktan kurtarmayacağı gibi, şirket ortağı olmaması nedeniyle, ortaklarla aynı hak ve hukuki statüde bulunmayan davalının, şirket ortaklarıyla aynı borç ve yükümlülük altında olduğu da kabul edilemez. O halde mahkemece, dairenin maliyet bedeli belirlenerek, belirlenecek bu miktara 10.000 DM'nin de ilavesi suretiyle satış bedelinin, dolayısıyla davalının davacı şirkete karşı ödemekle sorumlu olduğu miktarın belirlenmesi ve bunun sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, davalının şirkete ortaklığı söz konusu olmadığı halde, şirket ortaklarından dava dışı N. Ş. tarafından açılan ve kesinleşen bir diğer davada , her bir ortağın ödemesi gereken toplam miktarın 91.186 Euro olduğundan bahisle davalının ödemesi gereken miktarın da buna göre belirlenerek tahsiline karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün, temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 13.07.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy