(4077 S. K. 1, 2, 3, 10, 10/B, 23, 30)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki uyarlama davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Sonuç: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde olmayan her iki tarafın bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün onanmasına, 10.01.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.
NOT: KONUNUN ÖNEMİ GEREĞİ YEREL MAHKEME İLAMINI AŞAĞIDA YAYIMLIYORUZ.
T.C.
ANKARA
7. TÜKETİCİ MAHKEMESİ
ESAS NO: 2009/29
KARAR NO: 2010/49
Yapılan yargılama sonucunda;
Davacı vekili dilekçelerinde; müvekkilinin 19.09.2008 tarihinde davalı banka ile Konut Kredisi Finansman Sözleşmesi imzaladığını, sözleşme ile 4.103.249,97 Japon Yeni kredi ve Tüketici Kredisi Sözleşmesi ile 4.013.249,97 Japon Yeni kredi aldığını, dünyada yaşanan küresel kriz nedeniyle, ülkemizin de bu krizden etkilendiğini, bu nedenle döviz kurlarında öngörülemez bir artış yaşandığını, bu artıştan müvekkilinin olumsuz yönde etkilediğini, krediyi ödeyemez hale geldiğini, Konut Finansmanı ve Tüketici Kredileri borcunun 19.09.2008 sözleşme tarihindeki döviz kuruna sabitlenmesini ve sözleşmenin değişen yeni koşullara bu şekilde uyarlanmasını, masraf ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Savunma:
Davalı taraf vekili savunmalarında; davacının sözleşme tarihinde günün koşullarına göre dövize endeksli krediyi kendisinin tercih ettiğini, müvekkili bankanın kredi şartlarına ve maddelerine aykırı bir işlem veya eyleminin bulunmadığını, ayrıca artışın bankadan kaynaklanmadığını, bankanın da karı olmadığını, uyarlama koşullarının oluşmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Yargılama gerekçe:
Dava, dövize endeksli geri ödemeli konut kredisi ve tüketici kredisinin dövizdeki artış nedeni ile Türk Lirasına uyarlanması isteminden kaynaklanmaktadır. (4077 S. K. 10, 10/B )
Dava konusu tüketici kredi sözleşme örnekleri, kredi geri ödeme planları, yapılan ödemelere ilişkin kayıtlar, makbuz örnekleri, kredi ile alınan taşınmaza ilişkin tapu kayıt örneği, döviz kurlarındaki değişimi gösteren tablo ve kayıtlar, bilirkişi raporu ve diğer belgeler dosyaya sunulmuştur.
Bir mal veya hizmeti ticari ve mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiler tüketicidir (4077 S. K. m. 3/e).
Kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya kamu tüzel kişileri de satıcı sayılır (4077 S. K. m.3/g).
Dava konusu ihtilaf, konut kredisi ve tüketici finansman kredi sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, 4077 sayılı Kanun 1, 2, 3, 10, 10/B, 23, 30. madde uyarınca Tüketici Mahkemeleri bu tür davalarda görevlidir. (11 H.D. 01.06.2004 T., 12208/6155)
Sözleşmelerin incelenmesinde; davacı M. Ö.'le Fortis Bank A.Ş arasında 19.09.2008 tarihinde her ikisi 3.428,00 -JPY tutarında olan Tüketici Kredisi Sözleşmesi ve Konut Finansman Kredi Sözleşmesi imzalandığı, kredinin 60 ay vadeli, aylık 0,53 faiz oranı ve 68.387,49 JPY aylık taksitle geri ödenmesinin kararlaştırıldığı anlaşılmıştır. Sözleşmenin beşinci madde hükmüne göre kredi geri ödemelerinde yasal mercilerce belirlenen yönteme göre hesaplanmış kur farkına ilişkin BSMV ve KKDF.nin müşteriden tahsil edileceği, kredinin Türk parasına dönüştürülmesi halinde, ABD doları Euro veya bankanın belirleyeceği döviz cinsinin kullanılacağı kararlaştırılmıştır.
Dava konusu sözleşmenin yapıldığı tarihte bankanın döviz alış kuru 100 JPY = 1,1531 TL düzeyindedir. Bu kur esas alındığında 17.10.2008 vadeli taksit için ödenecek tutar 788,57 TL'dir. Ancak meydana gelen artıştan dolayı ilk taksit için 2.737,90 TL ödendiği anlaşılmaktadır. Bu halde 1.949,32 TL.lik kur artışı nedeni ile fazla ödeme oluştuğu tespit edilmiştir. Yine kur artışına bağlı olarak ödenen KKDF ve BSMV tutarlarında da artış olduğu anlaşılmıştır.
Davacı taraf mahkememize vermiş olduğu dilekçelerinde, davalı bankadan konut kredisi sözleşmesi hükümleri gereğince, 60 ay vadeli, toplam konut kredisi kullandığını, ancak döviz kurlarında aşırı yükselme meydana geldiğini belirterek, taksit miktarlarının uyarlanmasını ve Türk Lirasına çevrilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı taraf uyarlama koşullarının bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Taraflar arasında imzalanan sözleşme, kredi miktarı, ödeme planı ve koşulları ve diğer hususlarda ihtilaf yoktur. Sorun kredi kullanıldıktan sonra döviz kurlarında meydana gelen aşırı yükseliş nedeni ile kurun sabitlenmesi ve sözleşmenin değişen koşullara uyarlanması şartlarının oluşup oluşmadığı konusundadır.
Mevcut davadaki sorunun çözümünden önce öncelikle akdin değişen şartlara uyarlanmasına ilişkin değerlendirme yapılması gerekmiştir. Akdin kurulmasından sonra mevcut olan şartlarda önemli değişiklikler meydana gelebilir. Akdin yapıldığı anda mevcut olan ve taraflarca göz önünde tutulan şartlardan esaslı surette sapmalar olabilir. Buna göre akdin yapıldığı andaki şartlarla sonradan çıkan şartlar birbirinden farklı hale gelmiş olabilir. Bu nedenle akdin kurulduğu andaki koşullar ile ifa anındaki koşullar arasında olması gereken uyum ortadan kalkmış olabilir. İşte bu gibi durumlarda akdin değişen şart ve durumlara uydurulmasına, akdin uyarlanması denir (Kemal Oğuzman, Borçlar Hukuku Dersleri, C.I, Bs. İstanbul-1987, s.122, Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, C.I, 2.Bs. Ankara-1987, s.508).
Akdin uyarlanması tarafların önceden sözleşmeye koyabilecekleri kurallarla olabileceği gibi kanunda belirtilen mevcut kurallara göre de olabilir. Bunlardan her ikisi bulunmadığı takdirde Hakim tarafından da uyarlamaya karar verilebilir. Sözleşme özgürlüğü ilkesi uyarınca taraflar her zaman anlaşmak suretiyle uyarlama yapabilirler. Borçlar Kanununda, kanunu uyarlama ile ilgili genel bir hüküm mevcut değildir. Buna karşılık kanunun genel hükümleri ve bazı özel borç ilişkilerinde bu hususa değinildiği gerek uygulama gerekse öğretide kabul edilmektedir. Örneğin BK. 264, 286, 517, 535/2 (Eren a.g.e, s.510).
Akdin değişen şartlarının Hakim tarafından konulan kuralla uyarlanabilmesi için öncelikle akitte uyarlama boşluğu olmalıdır. Yani tarafların buna ilişkin düzenleme yapmamış olmaları ve yasada da herhangi bir uyarlama kuralının bulunmaması gerekir. Ancak Hakimin bu şekilde uyarlama yapabilmesi için her şeyden önce uyarlamayı engelleyen bir durumun da bulunmaması gerekir. Sözleşmenin şartlarındaki değişiklik önceden görülebiliyor veya öngörülmesi mümkün olabiliyor ise bu halde uyarlama yapılması mümkün değildir. Zira taraflar akit yaptıkları sırada ileride bazı şartların değişebileceğini tahmin edebiliyor veya öngörebiliyorsa, artık Hakimden uyarlama talebinde bulunmak mümkün değildir. Borçlar Hukukunda geçerli olan temel ilkelerden biri de ahde vefa (pakta suntservanda) ilkesidir. Bu kural, borçlunun sözleşmeye bağlı kalmasını, akitte kararlaştırılan koşullara vefa göstermesini ve sözleşme koşulları sonradan borçlu aleyhine ağır bir şekilde değişse bile edimini aynen ifa etmesini gerektirir. Ancak özel hukuk alanındaki diğer önemli bir ilke de clausularebussicstantibus ilkesi olup, buna göre borçlu ancak akdin şartları değişmediği takdirde borcunu ifa ile yükümlüdür.
Yukarıda yapılan değerlendirmeler ışığında, döviz kurlarında meydana gelen yükselmenin sözleşmenin taraflarınca önceden öngörülmesinin mümkün olup olmadığı hususunun mahkememizce değerlendirilmesi gerekir.
Dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmış olup bilirkişi kurulu rapor ve ek raporlarında: Taraflar arasında dövizle borçlanma kredi sözleşmesi imzalandığını, kredi kullanıldıktan sonra 2008 yılı Ekim ayı başında ABD 'de başlayıp tüm dünyayı etkisi altına alan ekonomik kriz nedeni ile döviz üzerinden alınan kredilerde artışlar yaşandığını, aynı kredinin TL olarak kullanılması durumunda aylık ödemelerin 1.094 TL olacağını, döviz kurlarında yaşanan bu değişimin olağanüstü nitelikte olmadığını bildirmişlerdir.
Bilirkişi kurulu raporları dosya kapsamına uygun bulunmuştur, rapor denetime elverişlidir, bu nedenle taraf itirazları reddedilmiştir.
Dosya içerisinde toplanan tüm deliller, sözleşme örnekleri, tapu kaydı, ödeme dekontları, bilirkişi raporu ve tüm dosya içeriğine göre, döviz üzerinden kredi kullanıldığı, ödemeler devam ederken döviz miktarında dalgalanma yaşandığı, yaşanan yükselişten sonra bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere kurda tekrar gerileme meydana geldiği, tarafların dövizle borçlanmalarındaki temel etkenin kendilerini paranın değer kaybetmesi ve enflasyona karşı koruma saiki olduğu, ülkemizde benzer şekilde 1994 ve 2001 yıllarında yaşanan ekonomik gelişmeler nedeni ile aynı şekilde döviz kurlarında %100 e varan oranlarda artışlar yaşandığı, bir müddet sonra döviz kurlarında gerileme meydana gelebildiği, aynı şekilde 2008 yılında oluşan ekonomik gelişme ve dövizdeki yükselişte de benzer durumların görüldüğü, ülke ekonomik koşulları ve yerleşik Yüksek Yargıtay uygulamalarına göre, meydana gelen dövizdeki aşırı yükselmeler için sözleşme şartlarının olağanüstü değişmesi, öngörülemezlik unsurunun gerçekleşmediği, sözleşmeye bağlılık ilkesi gözetildiğinde tarafların sözleşme koşullarına göre edim yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiği anlaşıldığından yasal koşulları oluşmayan ve sübut bulmayan davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Anlatılan nedenlerle,
Hüküm: 1- Davanın REDDİNE,
2- Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin, kendisi üzerinde bırakılmasına,
3- Davalı tarafından yargılama gideri yapılmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
4- Davalı taraf kendisini bir vekil marifetiyle temsil ettirdiğinden, A.A.Ü.T. 10.1.2011uyarınca sarf ettikleri emek ve mesaiye karşılık olmak üzere 500,00 TL ücreti vekaletin davacı taraftan tahsili ile davalı tarafa ödenmesine,
5- 4077 sayılı Kanunun 23/II. Maddesi gereğince, davacı harçtan muaf olduğundan, harç alınmasına yer olmadığına,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli karar tebliğinden itibaren 15 günlük temyiz yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 16.02.2010 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy