(3095 S. K. m. 2)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın hükmün kurulmasına yer olmadığına yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalılardan Tasfiye Halinde ... C.'nin vekili olarak diğer davalı aleyhine İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2005/241 esas sayılı dosyası üzerinden dava açıp, takip ettiğini, yine aynı taraflar arasındaki İzmir 14. İcra Müdürlüğü'nün 1994/6331-5165 esas sayılı icra takip dosyalarında da, davalı Tasfiye Halindeki şirketi vekil olarak temsil ettiğini, ancak davalıların, kendisini devre dışı bırakarak 20.07.2005 tarihli protokolle sulh olduklarını, Avukatlık Kanunu'nun 165. maddesi gereğince bu durumda her iki davalının da vekalet ücretinden müteselsilen sorumlu olduklarını, Avukatlık Kanunu'nun 164/4. maddesi gereğince toplam olarak 183.000 - 305.000 TL. arasında vekalet ücretine hak kazandığını ileri sürerek, şimdilik 35.000.00 TL. ücret alacağının, tahakkuk tarihi olan 20.07.2005 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan
Gıda A.Ş. davanın reddini istemiş, diğer davalı ise davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle, taleple bağlı kalınarak davanın kabulüne, 35.000.00 TL.nin dava tarihi olan 22.05.2008 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiş, hüküm, davalılardan ... Gıda A.Ş. tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Dava, vekalet ücretinin tahsili istemine ilişkin olup, avukatlık hizmeti, ticari bir faaliyet olmadığından, aksi sözleşme ile kararlaştırılmadıkça, vekalet ücreti alacağına 3095 sayılı Kanun'un 2/1. maddesi gereğince yasal faiz yürütülmesi gereklidir. Somut olayda taraflar arasında vekalet ücretine avans faizi oranında faiz yürütüleceği konusunda bir anlaşmanın bulunduğu ispat edilemediğine göre, mahkemece hükmedilen alacağa yasal faiz yürütülmesi gerekirken, açıklanan husus göz ardı edilerek, avans faizi yürütülmüş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HMK'nın 438/7. maddesi gereğince hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Sonuç: 1.bent gereğince davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2.bentte açıklanan nedenlerle mahkeme kararının "Hüküm" başlıklı bölümünün 1.paragrafının 2. Satırında bulunan (
avans faiz ile) sözlerinin karardan çıkarılarak yerine (
yasal faizi ile) sözlerinin yazılmasına, kararın düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, 24.04.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy