(818 S. K. m. 22, 117, 213)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalıyla Giresun Noterliğinde 21.04.2006'da düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi sözleşmesi yaptıklarını, sözleşmeye göre dairenin satış bedelinin tamamını ödemesine rağmen, davalının 6 nolu bağımsız bölümün tapusunu vermediği gibi, 3. bir şahsa devredildiğini öğrendiğini ileri sürerek, bağımsız bölümün bilirkişilerce belirlenecek bedelini talep hakkı saklı kalmak kaydıyla 15.000,00 TL. nin tazminat olarak davalıdan tahsilini, dava tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının satış vaadi sözleşmesinde belirlenen bedeli ödemek suretiyle edimini yerine getirdiği, davalı tarafından ifa edilmeyen edimin ifa kabiliyetinin de bulunmadığı, davacının yaptığı ödemenin denkleştirici adalet kuralları gereği öğrendiği tarih itibariyle ulaştığı değeri istediğine ilişkin bir davası ve buna göre yapılmış bir ıslahı bulunmadığı, dava dilekçesinde de bağımsız bölümün belirlenecek bedelini talep etme hakkı saklı tutularak dava açıldığı, satış vaadi sözleşmesinin yasaya uygun olduğu, davacının sözleşme gereği ödemiş olduğu 23.000,00 TL. yı geri isteme hakkı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 23.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı noterden yapılan gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığı taşınmazın üçüncü kişiye satıldığından bahisle tazminat talebinde bulunmuştur. Taraflar arasındaki satış sözleşmesi geçerlidir. Taşınmazın davalı tarafından üçüncü kişiye satıldığı ve ifanın artık imkansız hale geldiği tartışmasızdır. Öyle olunca, mahkemece ifanın imkansız hale geldiği 3. kişiye satış tarihi itibariyle, taşınmazın rayiç değerinin bilirkişi marifetiyle tespiti ile belirlenen bedele hükmedilmesi gerekirken aksi düşüncelerle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle temyiz olunan hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 18.01.2012 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy