(2004 S. K. m. 67) (6100 S. K. m. 297)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kâğıdı gönderilmişti. Belli günde taraflardan gelen olmadığından incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı asıl davasında, avukat olduğunu, davalılar C., K. ve N.'nin verdikleri 16.04.2008 tarihli vekaletname ile vekaleten davalarını takip ettiğini, davalıların kendisini haksız olarak azlettiklerini, hak ettiği 46.100.-TL vekalet ücreti alacağının tahsili için başlattığı icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiklerini ileri sürerek, davalıların Bakırköy 6. İcra Müdürlüğü'nün 2008/2185 Esas sayılı icra dosyasına vaki itirazlarının iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiş, birleşen davasında ise, davalı C.'un verdiği 19.02.2007 tarihli vekaletname ile vekaleten davalarını takip ettiğini, davalının haksız olarak kendisini azlettiğini, hak ettiği 56.235.-TL alacağın tahsili için başlattığı icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiklerini ileri sürerek, davalının Bakırköy 12. İcra Müdürlüğü'nün 2009/6116 Esas sayılı icra dosyasına vaki itirazının iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Davalılar, asıl ve birleşen davaların reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1- 6100 sayılı HMK'nun 297/2. maddesi gereğince bir davada istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekli olup, davaların birleştirilmesi durumunda da, asıl ve birleşen davaların birbirinden bağımsız, müstakil davalar olması nedeniyle, hüküm kısmında her bir dava hakkında o davaya ilişkin vekalet ücretleri ve mahkeme masraflarıyla birlikte ayrı ayrı hüküm kurulması zorunludur. Somut olayda asıl ve birleştirilen davalar için ayrı ayrı hüküm kurulmamıştır. Bu hali ile verilen karar HMK'nun 297/2. maddesine uygun değildir. Mahkemece asıl ve birleşen davalar bakımından az yukarda açıklandığı şekilde ayrı ayrı, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde HMK'nun 297/2. maddesine uygun olarak hüküm kurulmamış olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2- Bozma nedenine göre davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bent gereğince davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 18.10.2012 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy