(4721 S. K. m. 706) (818 S. K. m. 198, 213) (2644 S. K. m. 26) (1512 S. K. m. 60) (YHGK 15.12.2010 T. 2010/13-618 E. 2010/668 K.)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davalı Antalya Büyükşehir Belediyesi hakkındaki davanın kısmen kabul kısmen reddine diğer davalı yönünden reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı ve davalı Antalya Belediyesi avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, Antalya Büyükşehir Belediyesi ve Kepez Belediyesi aleyhine açtığı dava dilekçesinde Antalya Merkez'de bulunan 9922 ada 2 parselin 1993 yılında Antalya Belediyesi tarafından kendisine satıldığını ve adına tescil edildiği halde daha sonra Maliye Hazinesinin (Antalya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2006/230 Esas- 2006/717 karar sayılı dosyasında) açtığı dava sonucu tapu kaydının iptaline hazine adına tesciline karar verildiğini, dava nedeni ile 2.200 TL masraf yaptığını, uğradığı zarar nedeni ile Antalya Belediyesinin ve Kepez Belediyesinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak arsa için ödediği bedelin alım gücüne mahsuben 5100 TL olmak üzere toplam 7.300 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Antalya B.Belediyesi, davacının davasını maliye hazinesine yöneltmesi gerektiğini, idari yargının görevli olduğunu belirterek davanın usulden ve esastan reddini dilemiştir. Davalı Kepez Belediyesi; Satışın diğer davalı tarafından yapıldığını belirterek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, Davacının Antalya Büyükşehir Belediyesi aleyhine açtığı davasının kısmen kabulü ile, davacının 1993 yılında ödediği paranın denkleştirici adalet ilkesine göre ulaştığı değer olan 3117.48 TL.nin dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı Antalya Büyükşehir Belediyesinden alınarak davacıya verilmesine, fazla istemin reddine, Davacının Kepez Belediyesi hakkındaki davasının husumetten reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı Antalya B.Belediyesi tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, eldeki davasında tapuda davalı belediye adına kayıtlı olan taşınmazı 1993 yılında satın aldığını, daha sonradan dava dışı hazinenin açtığı dava sonucunda anılan taşınmazın evveliyatının orman olması sebebiyle adına olan tapu kaydının iptal edildiğini ve böylece taşınmazın elinden çıktığını, dava dışı hazine adına tescil edildiğini ileri sürerek taşınmazın rayiç değerinin tahsiline karar verilmesini istemiş; mahkemece, taşınmazın evveliyatının orman olması sebebiyle taraflar arasındaki sözleşmenin geçersiz olduğunu ve bu sebeple davacının taşınmazın rayiç değerini değil, ancak ödediği satış bedelinin aktin ifasının imkansız hale geldiğinin anlaşıldığı tapu-iptal davasının kesinleştiği tarih olan 14.2.2008 tarihi itibariyle denkleştirici adalet ilkelerine göre ulaştığı değerini isteyebileceği gerekçe gösterilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Toplanan delillerden ve dosya kapsamından davaya konu taşınmazın ihale yolu ile davalı belediye tarafından davacıya satıldığı ve 24.12.1993 tarihinde tapuda satış işleminin gerçekleştirildiği, bundan sonra dava dışı Maliye Hazinesinin davacıya karşı açtığı dava sonucunda anılan taşınmazın evveliyatının orman olması ve özel mülkiyete konu yerlerden olmaması gerekçesiyle tapu kaydının iptali ile hazine adına tesciline karar verildiği, verilen hükmün derecaattan da geçmek suretiyle 14.02.2008 tarihinde kesinleştiği, anlaşılmaktadır.
Davacı ile davalı satıcı arasında 24.12.1993 tarihinde tapu sicil memuru huzurunda sözleşmenin düzenlendiği anda taşınmazın davalı belediye adına kayıtlı olduğu ve taşınmazın evveliyatının orman olduğuna dair tapu kaydında herhangi bir şerhin bulunmadığı, dolayısıyla davacının taşınmazın öncesinin orman olduğundan haberdar olmadan taşınmazı satın aldığı açıkça anlaşıldığı gibi bu yön tarafların ve mahkemenin de kabulündedir. Anılan taşınmaz resmi memur önünde MK 706, B.K.213, Tapu Kanunun 26 ve Noterlik Kanunu'nun 60 maddelerine uygun olarak davacıya satılmıştır. Satış tarihi itibarıyla tapuda satımı engelleyen veya taşınmazın niteliği ile ilgili herhangi bir şerhte bulunmamaktadır. Böyle olunca, yapılan satımın geçerli bir satım olduğunun kabulü zorunludur. Davacı da, geçerli olan bu satış sonrası dava dışı hazinenin davaya konu taşınmazı üstün hakka dayanarak zaptetmesi sebebiyle davalı satıcının taşınmazın rayiç değerinden sorumlu olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmıştır.
B.K.nun 189 maddesinin birinci bendinde, satıcı, satılan şeyin bir üçüncü kişi tarafından satımın akdi zamanında mevcut bir hak sebebi ile tamamen veya kısmen zaptedilmesinden alıcıya karşı mes'ul ve zamindir. yazılıdır. Madde metninden de açıkça anlaşılacağı gibi mevcut ayıp ister sübjektif bir haktan, isterse objektif bir hukuk kuralından doğmuş olsun satıcı, devrini taahhüt edip gerçekleştirdiği hakkın kendi malvarlığında mevcut olduğu yönünü de zamindir. Devredilen hak, herhangi bir sebeple devri taahhüt edilen Hakka uygunluk göstermiyorsa satıcı bundan sorumludur. Bu sorumlulukta alıcının zapt sebebiyle uğradığı gerçek zarar kadardır. Somut olayda resmi şekle uygun olarak satış işlemi gerçekleştirilmiş, satış sırasında da taşınmazın tapu kaydında geçmişte orman olduğuna dair herhangi bir şerh bulunmamaktadır. Hal böyle olunca davalı belediye zapta karşı tekeffül hükümleri uyarınca davacının gerçek ve güncel müspet zararından sorumludur. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 15.12.2010 tarih ve 2010/13-618 esas ve 2010/668 karar sayılı ilamı da bu yöndedir. Mahkemenin açıklanan bu ilkeler doğrultusunda inceleme ve araştırma yaparak taşınmazın 1.11.2007 tarihi itibariyle gerçek rayiç değerinin tespiti ile sonucuna uygun bir karar vermesi gerekirken geçersiz satışlarda uygulanan denkleştirici adalet ilkesine göre hesaplama yapan bilirkişi raporunu esas almak suretiyle yazılı şekilde karar vermiş bulunması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3-Davacı eldeki dava ile, Antalya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2006/230 Esas - 2006/717 Karar sayılı dosyasında açılan dava sonucu tapu kaydının iptaline hazine adına tesciline karar verildiğini, dava nedeni ile 2.200 TL masraf yaptığını belirterek 2200 TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiş ise de mahkemece bu hususta olumlu ya da olumsuz bir karar verilmediğinin anlaşılmış olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte yazılı sebeplerle davalının tüm temyiz itirazlarının reddine, davacının 2. ve 3. bentte belirtilen nedenler ile temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda dökümü yazılı 138.85 TL. kalan harcın davalıdan alınmasına, peşin alınan harcın istenmesi halinde davacıya iadesine, 27.06.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy