(2918 S. K. m. 110) (1086 S. K. m. 1, 2)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı dava dilekçesinin reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı kuruma bağlı Zile Devlet Hastanesinde sözleşmeli personel statüsünde hemşire olarak çalışmakta iken bir hastaya refakatçi olmak amacıyla davalı kurumun ambulansına bindiğini aracın seyir halindeyken sol arka lastiğinin patlaması sonucunda aracın takla atarak devrilmesi sebebiyle yaralandığını ve sakat kaldığını belirterek maruz kaldığı zarar karşılığı şimdilik 7.000.00.TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, idari yargının görevli olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.
Mahkemece, idari yargının görevli olması sebebiyle dava dilekçesinin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davalı idarenin sahip olduğu aracın lastiğinin patlaması sebebiyle sorumlu tutulmasından dolayı hizmet kusurundan söz edilebileceği ve Uyuşmazlık Mahkemesi'nin 4.10.2004 tarih ve 50/58 Sayılı kararı doğrultusunda idari yargının görevli olduğu gerekçesi ile dava dilekçesinin reddine karar verilmiş ise de; Davacı, davalı kuruma bağlı Zile Devlet Hastanesinde sözleşmeli personel statüsünde hemşire olarak çalışmakta iken bir hastaya refakatçi olarak bindiği davalı kuruma ait ambulansın 11.7.2007 tarihinde seyir halinde iken sol arka lastiğinin patlaması sonucunda aracın takla atarak devrilmesi sebebiyle yaralandığını ve sakat kaldığını belirterek maruz kaldığı zararın trafikte aracın trafikte davalı adına kayıtlı olmasından dolayı 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu gereğince işleteni sıfatıyla davalı tarafından tazminini istemiştir. 11.1.2011 tarihli 6099 Sayılı Kanunun 14. maddesiyle değişik 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 110. maddesindeki İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. hükmü gereğince adli yargı görevlidir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak da söz konusu olmaz. H.U.M.K.'nun 1. ve 2. maddelerine göre; konusu para olan davalarda görevli mahkeme ihtilaflı olan alacağın miktarına göre belirlenir. Görev sınırının tespitinde faiz, icra tazminatı ve yargılama giderleri hesaba katılmaz. Bu durumda görevli mahkemeyi belirlemede davanın değeri esas alınır. Davacı şimdilik 7.000.00.TL tazminat talep ettiğine göre davaya bakma görevi, H.U.M.K.'nun 1. ve 2. maddeleri gereğince Asliye Hukuk Mahkemesine aittir. Bu durumda Mahkemece, işin esasına girilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, 06.07.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy