(818 S. K. m. 321, 390)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmiş ise de dava miktar itibariyle duruşmaya tabi olmadığından bu isteğin reddiyle incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, dava dışı K... Turizm A.Ş. tarafından verilen 3.7.2001 keşide tarihli 14.000. TL bedelli çekin tahsili için davalı avukata vekaletname verdiğini, karşılıksız çek keşide etmek suçundan yapılan şikayet üzerine açılan davada dava dışı şirket yetkilisinin çek bedeli olan 14.000.00. TL para cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiğini ve verilen bu kararın kesinleştiğini ancak yazılı veya sözlü bir talimatları olmadan davalı avukatın yanında çalışan avukat tarafından 4.3.2005 tarihinde mahkemeye verilen şikayetten vazgeçme dilekçesi üzerine dava dışı şirket yetkilisi hakkında verilen cezanın ortadan kaldırıldığını, bu durum sebebiyle alacaklarını alma imkanının fiilen engellendiğini belirterek 14.000.00. TL zararın davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1) Dava hukuksal nitelikçe, B.K. nun 390. maddesine dayalı avukat olan vekilin sorumluluğuna ilişkindir. B.K.' nun 390. maddesi vekilin vekaleti icrada özen ve sadakat göstermesi borcunu düzenlemiş bulunmaktadır. Vekalet sözleşmesi, sonucu itibariyle bir güven ilişkisi olduğundan vekalet konusunun yerine getirilmesinde vekile düşen başlıca yüküm onu özen ve sadakatle ifa etmesidir. B.K.' nun 390/1 inci maddesi ifa borcunun sınır ve kapsamını çizmiştir. Anılan madde hükmüne göre, vekilin sorumluluğu genel olarak hizmet sözleşmesinde işçinin sorumlu olduğu hükümlere tabidir. Vekilin özenle ifası, hizmet sözleşmesinde olduğu gibi, sözleşmenin hükümlerine B.K.' nun 321 inci maddesinde açıklanan işçinin özen ve sadakat borcuna dair unsurlara göre belirlenecektir. B.K.' nun 390/2 nci maddesine göre vekil, müvekkile karşı vekaleti iyi bir surette ifa ile mükelleftir. Vekilin özenle ifada bulunduğunun kabulü için tedbirli ve basiretli şekilde hareket etmesi gereklidir. B.K.' nun 32. ve 98 inci madde hükümleri her türlü kusuru kapsar. O sebeple vekilin kusuru pek hafif olsa dahi sorumluluktan kurtulamayacaktır. Yine sadakatle ifa, müvekkilin yararına ve onun arzularına uygun olarak hareket etme borcunu kapsar. Sadakatle ifa genel bir anlatımla, objektif iyiniyet kurallarına uygun olarak ifa şeklinde tanımlanmaktadır. ( Bkz. Hatemi/Serozan/Arpacı, Borçlar Hukuku Özel Bölüm İst. 1992 sh.319, 320 )Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya baktığımızda, davacının alacaklısı olduğu çekin tahsili için davalı avukata vekaletname verilmiş, davalı tarafından da çekin tahsili için icra takibine girişilmiş, ayrıca 3167 Sayılı yasa gereğince karşılıksız çek keşide etmek suçundan dava dışı şirket yetkilisi hakkında şikayette bulunulması üzerine cezalandırılmasına karar verildiği ve verilen kararın kesinleştiği akabinde de davalı avukatın verdiği yetki belgesine istinaden diğer avukat tarafından ceza mahkemesine verilen şikayetten vazgeçme dilekçesi üzerine dava dışı şirket yetkilisi aleyhine verilen cezanın bütün neticeleriyle birlikte ortadan kaldırıldığı dosya kapsamı itibariyle sabittir. Davacı, şikayetten vazgeçilmesi talimatı vermedikleri halde davalıların dava dışı şirket yetkilisi hakkında şikayetten vazgeçmeleri sebebiyle alacaklarını tahsil edemediklerini ve zarara uğradıklarını iddia etmektedir. Davalılar ise, davacı şirket yetkilisinin faks yoluyla gönderdiği yazılı şikayetten vazgeçme talimatı ve telefonla sözlü beyanı üzerine şikayetten vazgeçtiklerini ayrıca davacının dava dışı şirketten çek bedelini haricen tahsil ettiğini, borcun bittiğini, yine şikayetten vazgeçmeyle alacağın tahsil edilememesi arasında uygun illiyet bağının bulunmadığını savunmaktadırlar. Mahkemece, davalıların bu savunmaları üzerinde yeterince durulmamış, bu yönlerde araştırma ve inceleme yapılmamıştır. O halde, mahkemece, dosyaya delil olarak sunulan şikayetten vazgeçme talimatını içerir faks yazısının davacı şirkete ait fakstan gönderilip gönderilmediği bu faksın kim tarafından hangi tarihte kime gönderildiği yönünde deliller toplanarak alanında uzman bilirkişi marifetiyle inceleme yapılması, bunun sonucunda faks yazısının davacıya ait olduğunun tespiti halinde de, davacıyla dava dışı şirket arasında 4.000.00. TL' lık başka bir çeke istinaden davalılar tarafından takip edilen şikayet veya icra takibi olup olmadığıyla ayrıca dava dışı şirket tarafından 14.000.00. TL' lık çek borcunun haricen davacıya ödenip ödenmediği yönünde davacıyla dava dışı şirkete ait ticari defterler üzerinde uzman bilirkişi incelemesi yapılması ve yapılacak inceleme sonucunda herhangi bir ödemenin bulunmadığının belirlenmesi halinde de davalılar tarafından mahkemeye verilen şikayetten vazgeçme dilekçesi ile çek bedelinin tahsil edilememesi arasında nedensellik bağı bulunup bulunmadığı hususları saptanarak hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
2) Bozma nedenine göre, davalının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte açıklanan sebeplerle hükmün davalılar yararına BOZULMASINA, 2. bentte açıklanan sebeple davalıların diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, 14.09.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy