(2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalıya ait konutu 09.04.207 tarihli sözleşme ile 5 yıl için kiraladığını, 5 yıl oturacağı düşüncesiyle konutta faydalı ve zorunlu masraflar yaptığını, evde oturmaya başladıktan sonra kışın yağan yağmurlar sonrası taban ve duvarlardan su alması sebebiyle aralık, ocak, şubat ve mart aylarında evde rutubetlenme oluştuğunu, davalıya gönderdiği ihtarın sonuç vermediğini, sonradan ortaya çıkan bu ayıbın konutu kullanmasına engel olduğunu, davalının 09.04.2008 ile 09.10.2008 tarihleri arası dönem için icra takibiyle talep ettiği kira bedelinin de konuttan yararlanamadığı döneme dair olduğu için istenemeyeceğini ileri sürerek, konutta yaptığı iyileştirme masrafı olan 12.700 TL ile 09.12.2007 tarih ile 09.03.2007 tarihleri arasında davalıya haksız olarak ödenen kira bedelinden şimdilik 900 TL'nin tahsilini, davalının 09.04.2008-09.10.2008 dönemi kira bedeli için yaptığı icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tesbitini istemiştir.
Davalı, davacının yaptığı tamiratların lüks tamiratlar olduğunu, sözleşmenin 4. maddesi uyarınca talepte bulunamayacağını, rutubet iddiasının doğru olmadığını, anahtarın 24.11.2008 tarihinde kendisine verildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, kiralanan taşınmazın ayıplı olmadığının bilirkişi raporuyla saptandığı, davacının yaptığı tadilat bedellerini sözleşmenin 4. maddesi uyarınca isteyemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1) Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2) Davacı eldeki davada, kiralanandaki rutubet ve nem sebebiyle konuttan yararlanamadığı gerekçesiyle talepte bulunmuştur. Çözülmesi gereken uyuşmazlık, konutta gerçekten rutubetlenmenin olup olmadığı ve bu hususun davacının konuttan yararlanmasını engelleyip engellemediği hususudur. Hemen belirtmek gerekir ki, davalı kiralayan, kira süresince taşınmazı kullanım maksadına uygun şekilde bulundurmak zorundadır. Davacı tarafından yaptırılan delil tesbiti sonrası düzenlenen bilirkişi raporunda kiralananda rutubetlenmenin oluştuğu rutubetlenmenin binanın sık yapımıyla ağaçlardan binaya güneş ışığının girmemesiyle temelden duvarlar vasıtasıyla yükselen ıslaklıktan dolayı oluştuğu, rutubetlenmenin sağlık açısından sakıncalı olduğu bildirilmiştir. Öte yandan mahkemece, keşif yapılarak alınan bilirkişi kurulu raporunda da, bodrumun dışarıdan rutubet aldığı ve bu sebeple duvarlarda bozulmaların oluştuğu, binanın dış duvarlarından da içeriye su aldığı, kısmen rutubetlenmeye sebep olduğu belirtilmiştir. Her ne kadar delil tesbiti sonrası düzenlenen bilirkişi raporu davalıya tebliğ edilmemiş ise de, delil tesbitine dair bilirkişi raporuyla keşfen alınan bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde, kiralanan konutun dışarıdan su alması sebebiyle rutubetlendiğinin kabulü gerekir. Hal böyle olunca da anahtarın 24.11.2008 tarihinde teslim alındığına dair davalı beyanına karşı çıkmayan davacının, 24.11.2008 tarihine kadar konutta kalması sebebiyle bu tarihe kadar olan kira parasından sorumlu olduğu sabit ise de, konutu haklı sebeplerle 24.11.2008 tarihinde tahliye ettiğinin kabulü zorunludur. Davacı konutu haklı sebeplerle tahliye ettiği içinde yaptığı zorunlu ve faydalı masrafları konuttan yararlanamadığı süreyle orantılı olarak isteyebilir. Bir başka anlatımla konutta 5 yıl oturacağı düşüncesiyle yapılan zorunlu ve faydalı masraf toplamından. 24.11.2008'den sonrası için kira dönemi sonuna kadar isabet eden orandaki masraf miktarını isteme hakkına sahiptir. Mahkemece, az yukarda açıklanan hesaplama şekline uygun olarak davacının zorunlu ve faydalı masraflar sebebiyle isteyebileceği miktarın belirlenmesi için bilirkişi kurulundan ek rapor alınarak hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 18.40 TL. temyiz harcının istenmesi halinde iadesine, 18.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy