(5464 S. K. m. 12, 16)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı, 19.3.2007 tarihinde işyerine gittiğini ve ceketini askıya astığını, akşam 18.30 sıralarında davalı banka tarafından cep telefonundan arandığını ve kredi kartının kullanıldığının bildirilmesi üzerine cüzdanını aradığında bulamadığının, ceza yargılaması halen devam eden dava dışı sanık R. Y.' ın dükkanına girerek kredi kartlarının ve kimliğinin bulunduğu cüzdanını çalarak doğum tarihi olarak belirlediği şifresini bularak 4.241.00. TL'lik işlem yapıldığını sonradan öğrendiğini, davalı banka tarafından işlemlerde şifre kullanılması sebebiyle borcu ödemesinin istendiğini, kanun gereğince bu borçtan sadece 150.00. TL'lik bölümünden sorumlu olduğunu belirterek borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini yargılama sırasında bu olay sebebiyle kredi kartı borcu yönünden ödediği 4.000.00. TL'nin istirdadını istemiştir.
Davalı banka, davacının ihbarını müteakip kartın kullanıma kapatıldığını, 5464 Sayılı Kanun'un 16 nci maddesine göre davacının banka kartını korumak ve muhafaza etmekte dikkat ve özen göstermediğini, kredi kartı işlemlerinin şifre kullanılarak yapıldığını, bu itibarla tüm kusurun davacı da olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı banka tarafından temyiz edilmiştir.
Yukarıda kısaca özetlendiği gibi, dava, davacıya ait banka kartının çalınması ve haksız kullanımı sebebiyle tazminata ilişkindir. 5464 Sayılı Kanunun 16 nci maddesinde, Banka kartları ve şifrelerinin özenle korunması, bilgilerinin saklanması hususunda kart sahiplerine görev ve sorumluluk yüklenmiştir. Dosya kapsamı itibariyle davaya konu banka kredi kartıyla gerçekleştirilen işlemlerinin şifre girilerek yapıldığı belirtilmiştir. Haksız olarak elde edilen banka kartının kullanımı aynı zamanda kart şifresinin de bilinmesiyle mümkündür. Kart hamili şifrenin muhafazasından ve güvenliğinden sorumludur. Şifreyi seçerken kolay bulunan, örneğin kimlik bilgileri içinde yer alan rakamların seçilmemesinin gerektiği günümüzde bilinen bir gerçektir. Davacının kredi kartının şifresinin doğum tarihi olarak belirlenmesi sebebiyle kısa sürede ulaşılmış olması, şifrenin güvenli bir şekilde seçilmediğini ya da muhafaza edilmediğini göstermektedir. Hal böyle olunca davacının olayda ağır kusurunun olduğu ve 5464 Sayılı Kanunun 12 nci maddesinden yararlanamayacağı ortaya çıkmaktadır. Bu durumda, kartın hukuka aykırı kullanımında ağır kusuru olan davacının, kartın alıkonulduğu ihbarı yapılana kadar olan harcamalardan sorumluluğu bulunmaktadır. Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ve yanlış değerlendirmeyle davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, 19.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy