(1086 S. K. m. 388) (818 S. K. m. 106)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı konusuz kalan dava hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı-karşı davalı, Ege Ordu Komutanlığıyla S... Eczanesi arasında imzalanan 2006 yılı sözleşmesine göre gazi ve eşlerinin ilaç giderlerinin kendileri tarafından karşılandığını, eczanede çalışan bir şahsın ihbarı üzerine bazı gazi eşlerinin heyet raporlarına yasal olmayan şekilde ilaç yazdırarak haksız yere para aldıkları hususunun araştırılması sonucunda D. isimli hastaya ait raporun arşiv nüshasıyla ödemelerde kullanılan rapor arasında farklılık görülerek hazine zararının 24.264,43 TL olarak tespit edildiğini, dava tarihine kadar faizle birlikte toplam alacak tutarının 27.374,43 TL olduğunu, eczanenin tahakkuk için bekleyen 3.134,00 TL tutarındaki ödeme evrakından yasal kesintiler düşüldükten sonra 3.110,70 TL nin kamu alacağına mahsup edilerek hazine alacağından kalan alacak tutarının 24.263,73 TL olduğunu, S... Eczanesiyle yaptıkları ödeme planı çerçevesinde 12.000,00 TL lik alacağın ödendiğini, geriye 12.263,73 TL lik bir bölümün kaldığını ileri sürerek 12.263,73 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı-karşı davacı, raporlarda tahrifat yapmadığını, ceza yargılamasındaki indirimden faydalanmak için menfi tespit ve istirdat davası haklarını saklı tutarak dava dilekçesinde belirtilen ödemeleri yaptığını, sözleşmenin feshi sebebiyle ödeme güçlüğü çektiğinden 12.263,73 TL.yi ödeyemediğini, davalıya borcu olmadığını savunarak davanın reddini dilemiş; karşılık davayla borcu olmadığı halde fazladan yatığı ödeme miktarı olan 15.109,70 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece, borcun davalı tarafından yargılama aşamasında ödendiği anlaşıldığından konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davalının davanın açılmasına sebep olması göz önünde tutularak dava tarihi itibariyle oluşacak faizin davalı yandan alınmasına karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
H.U.M.K.nun 388/son maddesi uyarınca hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Bu bağlamda, davaya konu olayda, asıl alacak konusuz kalmış ise de faiz ve ferilerinin hükümde tereddüde yer bırakmayacak şekilde açıkça belirlenmesi zorunludur. Bu husus az yukarda açıklanan yasa hükmü gereği olduğu gibi, hükmün infazında tereddüt yaşanmaması içinde gereklidir. Bir başka deyişle, faiz miktarının kararda açıkça gösterilmemesi infazda tereddüt yaratacak niteliktedir. Mahkemece değinilen bu yön gözardı edilerek, faizin miktarı hususunda infazda tereddüt yaratacak nitelikte yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeple hükmün davacı yararına BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde iadesine, 19.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy