(818 S. K. m. 73, 392) (1086 S. K. m. 10)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, kendi adına kayıtlı aracın satış işlemlerinin yapılması amacıyla davalı H.'ı 8.3.2005 tarihli vekaletnameyle vekil tayin ettiğini, aynı tarihte aracı da teslim ettiğini, 45 gün geçmesine rağmen araç satılıp bedeli kendisine ödenmediği için şüphelenerek 26.4.2005 tarihinde azlettiğini, fakat davalı H.'ın azli haricen öğrenerek aynı gün diğer davalı K.'e devir yaptığını, devir işleminin muvazaalı olduğunu, davalı H.'ın vekalet görevini kötüye kullandığını ileri sürerek, fazlası saklı kalmak üzere aracın satış işleminin iptaliyle aracın davalı H.'a teslim tarihinden itibaren işleyecek ecrimisil bedelleriyle meydana gelen yıpranma bedelinin, satış işleminin geçerli kabul edilmesi halinde ise aracın satış bedeli olan 87.346TL'nin faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiştir.
Davalılar, ikametgahlarının Ankara olduğunu, yine davaya konu araca dair noter satış sözleşmesinin Ankara'da yapıldığını belirterek yetki itirazında bulunmuşlar, esas yönünden de davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece satış sözleşmesinin feshi ve alacak davasında; yetki itirazının kabulüne; mahkemenin yetkisizliğine, Ankara Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'nin yetkili olduğuna, karar kesinleştiğinde bu dava yönünden dosyanın yetkili Ankara Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, vekalet görevinin kötüye kullanılması sebebiyle alacak davasında; yetki itirazının reddine; bu davanın yetkisizlik kararı verilen satış sözleşmesinin feshi ve alacak davasından tefrikiyle yeniden ayrı bir esasa kaydına karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalıların temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacı, vekalet görevinin kötüye kullanılması sebebine dayanarak aracın satış işleminin iptaliyle aracın davalı H.'a teslim tarihinden itibaren işleyecek ecrimisil bedelleriyle meydana gelen yıpranma bedelinin, satış işleminin geçerli kabul edilmesi halinde ise aracın satış bedeli olan 87.346tl'nin faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili istemiyle eldeki davayı açmıştır. Davacının 8.3.2005 tarihli vekaletnameyle davalı H. K.'u vekil tayin ettiği, davalı H.'ın bu vekalete istinaden davacıya ait aracı 26.4.2005 tarihli noter satış sözleşmesiyle diğer davalı K. K.'a sattığı hususları çekişmesizdir. Taraflar arasındaki temel uyuşmazlık, vekalet sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı, terditli olarak talepte bulunmuş olup talepleri arasında bağlantı bulunmaktadır. Davalı vekil H.'ın B.K.nun 392 nci maddesi gereğince vekil eden davacıya hesap verme yükümlülüğü olup bu yasal edimini alacaklı müvekkilinin, yani davacının hesap verme zamanında mukim olduğu yerde, değişik bir deyimle ikametgahında yerine getirmek zorundadır. Buna göre sözleşmenin ifa yeri Bursa'dır. Bütün bu olgular birlikte değerlendirildiğinde B.K.nun 73 ve H.U.M.K.nun 10. maddeleri hükmü uyarınca davacının bütün taleplerinin Bursa Mahkemelerince değerlendirilmesi gerekir. Öyle olunca mahkemece işin esası incelenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte açıklanan sebeplerle davalıların temyiz itirazlarının reddine, 2. bent gereğince kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istenmesi halinde davacıya iadesine, 22.09.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy