(4077 S. K. m. 6) (Tüketici Sözleşmelerindeki Haksız Şartlar Hakkında Yönetmelik m. 7)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, Diyarbakır .......... İşletmesi'nde çalıştığını, 00XXXXXX26XX98XXX nolu maaş hesabının davalı bankada açıldığını, davalı bankanın maaş hesabına hiçbir bildirim ve uyarıda bulunmadan bloke koyduğunu, bankaya başvurduğunda kesintinin kredi borçlarından kaynaklandığını, bu hesapta biriken paranın borca mahsup edileceğinin söylendiğini, yapılan işlemin geçersiz olduğunu ileri sürerek hesap üzerindeki blokenin kaldırılmasını, bloke edilen paranın faizi ile iadesine, bundan sonra birikecek paranın da iadesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı banka, davacı ile 20.06.2008 tarihinde Tüketici Kredisi Borçlanma ve Rehin Sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin eki olan taahütname ile davacının bankaya karşı taahütte bulunduğunu, bu sözleşme ve taahütname kapsamında davacının temerrüde düşmesi nedeniyle bankanın davacının maaş hesabına bloke koymaya ve alacağına mahsuben kesinti yapmaya hak kazandığını, sözleşmenin açık hükümleri gereğince de davacıya bildirim yapılmasına gerek olmadığını, yapılan uygulamanın doğru olduğunu, buna rağmen iyi niyetli olarak davacıya ihtarname keşide ettiklerini, alacaklarını sözleşme gereğince davacının hesabından tahsil ettiklerini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacının imzaladığı taahütnamenin 2 ve 3. maddeleri gereğince ödenmeyen kredi bedellerine karşılık bloke uygulandığı ve yapılan işlemin hukuka uygun olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, Diyarbakır .......... İşletmesi'nde çalıştığını maaş hesabının davalı bankada açıldığını, bu hesabına yatan maaşlarının hiçbir bildirimde bulunulmadan bloke edildiğini, yapılan işlemin hukuki dayanağının olmadığını ileri sürerek eldeki davayı açmış, davalı ise davacının Tüketici Kredisi Borçlanma ve Rehin Sözleşmesi imzaladığını, sözleşme eki olan taahütnameye göre bloke işlemi yapıldığını, bu işlemin hukuka uygun olduğunu savunmuştur.
4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 4822 Sayılı Kanunla değişik 6. maddesi ile sözleşmelerdeki haksız şart düzenlenmiş ve Satıcı ve sağlayıcının tüketiciyle müzakere etmeden, tek taraflı olarak sözleşmeye koyduğu, tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde iyi niyet kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan sözleşme koşulları haksız şarttır. Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu her türlü sözleşmede yer alan haksız şartlar tüketici için bağlayıcı değildir. Eğer bir sözleşme şartı önceden hazırlanmışsa ve özellikle standart sözleşmede yer alması nedeniyle tüketici içeriğine etki edememişse, o sözleşme şartının tüketiciyle müzakere edilmediği kabul edilir. Sözleşmenin bütün olarak değerlendirilmesinden, standart sözleşme olduğu sonucuna varılırsa, bu sözleşmedeki bir şartın belirli unsurlarının veya münferit bir hükmünün müzakere edilmiş olması, sözleşmenin kalan kısmına bu maddenin uygulanmasını engellemez. Bir satıcı veya sağlayıcı, bir standart şartın münferiden tartışıldığını ileri sürüyorsa, bunu ispat yükü ona aittir. 6/A, 6/B, 6/C, 7, 9, 9/A, 10, 10/A ve 11/A maddelerinde yazılı olarak düzenlenmesi öngörülen tüketici sözleşmeleri en az oniki punto ve koyu siyah harflerle düzenlenir... hükmü, yine 4077 Sayılı Kanunun değişik 6. ve 31. maddelerine dayanılarak hazırlanan Tüketici Sözleşmelerindeki Haksız Şartlar Hakkında Yönetmeliğin 7. maddesinde satıcı, sağlayıcı veya kredi veren tarafından tüketici ile akdedilen sözleşmede kullanılan haksız şartlar batıldır hükmü getirilmiştir.
Taraflar arasında imzalanan kredi sözleşmesi ve rehin sözleşmesi ile eki sayılan taahütnamenin 2 ve 3. maddelerindeki düzenlemelerin tüketici davacının aleyhine olan ve tüketiciyi külfete sokan sözleşme hükmünün tüketici ile ayrıca müzakere edilerek kararlaştırılmadığı için açıklanan yasa ve yönetmelik hükümleri karşısında haksız şart olduğu kabul edilmelidir. Tüketici olan davacının maaşının tamamına sözleşme ve taahütnamenin bu hükümleri uyarınca bloke uygulanarak el konulup tüketici kredisi borçları için takas mahsup uygulaması 4077 Sayılı Kanunun 6. maddesindeki haksız şart ile ilgili emredici hükmü bertaraf etmek için yapılan bir uygulamadır. Hal böyle olunca, sözleşmedeki hükümlerin haksız şart olduğu kabul edilerek bu ilkeler çerçevesinde davacının davası kabul edilmelidir. Mahkemece açıklanan bu hususlar göz ardı edilerek davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 18.06.2012 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy