(1136 S. K. m. 164, 165) (818 S. K. m. 101) (6100 S. K. m. 370)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın hükmün kurulmasına yer olmadığına yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalılardan H. vekaleten, diğer davalıya karşı Gölbaşı Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2006/462 esas sayılı dosyası üzerinden tapu iptal ve tescil davası açtığını, ancak yargılama sırasında kendisinden habersiz olarak 02.02.2010 tarihinde tarafların sulh olduklarını, mahkemece feragat nedeni ile davanın reddine karar verildiğini, bu durumda Avukatlık Kanunu'nun 165. maddesi gereğince her iki davalının da avukatlık ücreti yönünden müteselsilen sorumlu olduklarını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 7.500.00 TL. Vekalet ücretinin, sulh tarihi olan 02.02.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiş, 11.10.2010 tarihli ıslah dilekçesi ile de talep miktarını 39.410 TL. ye yükseltmiştir.
Davalı H., diğer davalı E. ile yapmış oldukları anlaşma sonucunda, Gölbaşı Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2006/462 esas sayılı dosyası üzerinden açtığı davadan feragat ettiğini, ancak davalı E.'in aralarındaki anlaşmaya uymadığını, diğer davalı E. ise, davacı ile akdi ilişkisi bulunmadığını, kaldı ki söz konusu davanın sulh nedeniyle değil, feragat nedeni ile reddedildiğini, bu nedenle davacıya karşı sorumlu olmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, Avukatlık Kanunu'nun 164 ve 165. maddeleri gereğince davalıların vekalet ücretinden müteselsilen sorumlu oldukları kabul edilerek, davanın kabulüne, 39.410.00 TL. Ücret alacağının davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiş, hüküm, davacı ve davalılardan E. tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
Davacının temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Davacı dava ve ıslah dilekçesinde, dava konusu vekalet ücreti alacağının, sulh tarihi olan 02.02.2010 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmişse de, Borçlar Kanunu'nun 101/1. maddesi gereğince muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur. Davacı, alacağının tahsili için davadan önce ihtar göndererek davalıları temerrüde düşürmediğinden, dava dilekçesi ile talep edilen 7.500.00 TL. lik alacağa dava tarihinden itibaren, ıslah dilekçesi ile talep edilen 31.910 TL'lik alacağa da ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken, mahkemece davacının talebine rağmen hükmedilen alacağa faiz yürütülmemiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HMK'nın 370/2. maddesi gereğidir.
Sonuç: 1. bent gereğince davalının temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın Hüküm başlıklı bölümünün 1.bendinde bulunan (39.410.00 TL. alacağın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine) sözlerinden hemen sonra gelmek üzere, (alacağın 7.500.00 TL'lik kısmına dava tarihi olan 29.04.2010 tarihinden itibaren, 31.910 TL'lik kısmına ise ıslah tarihi olan 11.10.2010 tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine) söz ve rakamlarının yazılmasına, kararın düzeltmiş bu şekli ile ONANMASINA, 12.06.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy