(2004 S. K. m. 67) (818 S. K. m. 484)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflarca avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili bankayla davalılardan A. Ş. arasında ferdi kredi sözleşmesi imzalandığını ve diğer davalıların da müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzalarının bulunduğunu, davalının kullandığı taşıt kredisi taksitlerini ödenmemesi üzerinde davalılar aleyhine İstanbul 6. İcra Müdürlüğü'nün 2002/14151 Sayılı dosyasıyla takibe geçildiğini, yapılan itiraz üzerine takibin durduğunu, itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline %40 icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı asıl borçluyla kefiller imzalanan sözleşmede kredi ve kefalet limitinin gösterilmediğini, taksit ödemelerine dair bölümün sözleşmeye sonradan eklendiğini ve borcun doğmadığını savunarak davanın reddini dilemişlerdir. Mahkemece, bilirkişi raporu esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacıyla davalı A. Ş.'nun temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacı banka, kullandığı kredi borcunu ödemeyen davalı asıl borçlu A. Ş. diğer davalı kefiller aleyhinde, alacağın tahsili için icra takibinde bulunmuş, davalı kefiller ise sözleşmede kefalet limitinin gösterilmediğini, sözleşmedeki taksitlere dair ödemelerin ise sonradan eklendiğini ve böylece borcun doğmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı kefillerin, davalı A. Ş.'nun davacı bankayla düzenlediği kredi sözleşmesini kefil sıfatıyla imzaladıkları uyuşmazlık konusu değildir. B.K. 484 maddesi uyarınca kefilin sorumluluğu, kredi sözleşmesinde belirlenen kefalet limitiyle kendi temerrüdünün hukuki sonuçlarından ibarettir. 15.7.1993 tarihli kredi taahhütnamesinde davalıların kefil olarak imzası bulunmakta ise de sözleşmede her hangi bir şekilde kefalet limiti ve kredi limiti gösterilmemiştir. Bu yön taraflar arasında ihtilafsız olduğu gibi mahkemenin de kabulündedir. Ödenecek kredi taksitlerini gösteren listenin ise sonradan eklendiği olağan bir uygulama değildir. Sonradan eklenen bu yazılara itibar edilerek davalı kefillerin borçtan sorumlu tutulmasına olanak yoktur. Bankanın tek taraflı olarak düzenlediği bu belgede yazılı taksit miktarının toplamlarının kefalet limiti olarak kabul edilmesi ve davalı kefillerin bu miktardan sorumlu tutulması mümkün değildir. Kanunun aradığı anlamda geçerli bir kefalet sözleşmesinin varlığından bahsedilemez. Geçerli bir kefalet sözleşmesi olmadığına göre mahkemece, davalı kefiller yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacıyla davalı A. Ş.'nun temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca temyiz olunan kararın davalılar O. Ş. ve O. A. yararına BOZULMASINA, 1.869.45 TL onama harcının davalı A. Ş.'ndan alınmasına, peşin alınan 670.15 TL. temyiz harcının istenmesi halinde A. Ş., O. ve K. A. iadesine, 25.04.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy