(4077 S. K. m. 1, 2, 3) (2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, A... Ltd. Şti.'nin müteahhidi olduğu dairenin satışı için 20.9.2010 tarihli sözleşme imzaladığını, bu dairenin satış bedeline mahsuben 27.500 TL bedelli bono imzaladığını, ancak davalı K. A.'nın taşınmazı tamamlayarak teslim etmediği gibi bu senedi diğer davalıya ciro ettiğini belirterek bu senet sebebiyle borçlu olmadığının tespitine, senedin iptaline ve dairenin nakıs olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı K. savunmasında, davacıyla yapılan taşınmaz sözleşmesine göre daireyi eksiksiz olarak davacıya teslim ettiğini, davacının da daire bedeli karşılığı imzalamış olduğu davaya konu senedi kendisine verdiğini, kendisinin de bu senedi ciro ettiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı E. savunmasında kendisinin iyiniyetli hamil olduğunu, diğer davalıyla davacı arasındaki temel ilişkiden bilgisinin bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
4822 Sayılı yasayla değişik 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1. maddesinde, Kanunun amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2. maddesinde Bu kanun, 1. maddesinde belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar hükmüne yer verilmiştir. Kanunun 3. maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları, hizmet; bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan mal sağlama dışındaki her türlü faaliyeti ifade eder. Satıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar.
Tüketici ise, bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiyi ifade eder, şeklinde tanımlanmıştır. Bir hukuki işlemin 4077 Sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için Kanunun amacı içerisinde yukarda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına dair bir hukuki işlemin olması gerekir.
Somut olay değerlendirildiğinde; davacının dava dilekçesinde dayandığı 20.9.2010 tarihli harici gayrimenkul satış sözleşmesinde davacının alıcı, A... Ltd. Şti.nin ise satıcı sıfatıyla taraf oldukları, bu durumda davacının 4077 sayılı kanun kapsamında tüketici olarak nitelendirilebileceği anlaşılmaktadır. O halde davaya konu uyuşmazlık Tüketici Mahkemeleri'nin görev alanına girmekte olup, davaya bakmaya Tüketici mahkemeleri görevlidir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine dair olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Bu durumda mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır.
2- Bozma nedenine göre davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte açıklanan sebeple kararın BOZULMASINA, 2. bentte gösterilen sebeple davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 21.15 TL. temyiz harcının istenmesi halinde iadesine, 27.04.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy