(4077 S. K. m. 1, 2, 3, 23)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı K... İnşaat Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti'nin inşa ettiği binadan 5 numaralı daireyi inşaat halindeyken satın aldığını, bedelini davalı şirkete ödediğini, tapu alma aşamasına gelindiğinde ise davalı şirketin arsa sahibine geç ve hatalı teslim sebebiyle İzmir 9. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2007/8 Esas 2007/457 Karar sayılı kararıyla borçlandığı ve satın aldığı dairenin arsa sahibinin teminatı olması sebebiyle tapusunu alamadığını, davalı şirketin, bu ilamdaki borcu ödeme kudretinin olmadığını ve bu borç ödenmeden de tapunun alınamayacağını söylemesi sebebiyle davacı olarak 04.02.2008 tarihli sulh ve ibranamedir başlıklı belge uyarınca davalının ödemesi gereken 115.000,00-TL.'yi ödemek zorunda kaldığını, ancak bundan sonra satın aldığı dairenin tapusunu alabildiğini, davalı şirket yetkilisinin bu şekilde doğan borcunu ödemek için 117.000,00-TL. meblağlı bonoyu eşine, bononun arkasına şart düşerek teslim ettiğini, alınan bononun vadesinde ödenmediğini, bu sebeple İzmir 2. İcra Müdürlüğünün 2008/12925 Sayılı dosyasından takibe geçildiğini, davalının İzmir 5. İcra Mahkemesi'nin 2008/917 Sayılı dosyasıyla takibi iptal ettirdiğini, bu sebeplerle alacağı olan 115.000,00 TL.'nin 04.02.2008 tarihinden itibaren davalılardan müştereken ve müteselsilen faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı L. K. vekili, müvekkili tarafından davacıya senet verildiğini kabul ettiklerini, ancak senedin ödenmesinin fabrikanın satışı şartına bağlı tutulduğunu, bu şartında gerçekleşmediğini belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı şirket vekili, şirketin isminin senette yer almadığını, davalı şirkete husumet yöneltilemeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1- 4822 Sayılı yasayla değişik 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1. maddesinde Kanunun amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2. maddesinde ... Bu kanun, 1. maddesinde belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar. hükmüne yer verilmiştir. Kanunun 3. maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları, hizmet; bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan mal sağlama dışındaki her türlü faaliyeti ifade eder. Satıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar. Tüketici ise bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen kullanan veya yararlanan gerçek yada tüzel kişiyi ifade eder şeklinde tanımlanmıştır.
Bir hukuki işlemin 4077 Sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için Kanunun amacı içerisinde yukarda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına dair bir hukuki işlemin olması gerekir. Somut uyuşmazlık, Taraflar arasındaki ilişkinin davalı satıcı şirket (yüklenici) ile davacı (alıcı) arasındaki taşınmaz satışına dair sözleşmeye dayandığı anlaşılmakla, 4822 Sayılı Yasayla değişik 4077 Sayılı Kanunun 3. maddesinde düzenlenen satım sözleşmelerinden kaynaklanmaktadır.
4077 Sayılı Kanunun 23. maddesi bu kanunun uygulanmasıyla ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür. Taraflar arasındaki uyuşmazlık Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kaldığına göre davaya bakmaya Tüketici mahkemesi görevlidir. Diğer gerçek kişi davalı hakkındaki davanın da bu davalıya bağlı olarak Tüketici mahkemesinde görülmesi gerekir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine dair olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Bu durumda mahkemece Tüketici Mahkemesi'nin görevli olduğuna dair görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır.
2- Bozma nedenine göre tarafların temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte gösterilen sebeple kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte gösterilen sebeple tarafların temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada yer olmadığına, peşin alınan 1.707.75 TL. temyiz harcının istenmesi halinde davalılara iadesine ve yine peşin alınan 18.40 TL temyiz harcının istenmesi halinde davacıya iadesine, 18.05.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy